Bir düşüncenin izinde

Ne okumak istersiniz?

Kapatmak için Esc tuşunu kullanabilirsiniz.

İnsanlık Halleri / 25

Akşam üzeri orta büyüklükte bir markete uğradım. Reyonunda alacağım gazeteden üç adet kalmıştı. Gişedeki satıcı genç kadına:

– Bu gazeteden günde kaç adet geliyor?

– Üç adet.

– Demekki hiç satılmamış, dedim.

Artık insanlara pahalı geliyor, bir kişi her gün düzenli alıyordu. O da şimdi alamıyor galiba diyerek ilave etti: Şu şu gazeteler fiyati biraz uygun diye alıyorlardı, onlarda eskisi gibi satılmıyor artık.

Gerçekten de öyle, daha üç- beş yıl öncesi öğleye doğru reyonda pek gazete kalmazdı, satılır, reyon boşalırdı. Hayat pahalılığı, geçim şartları emekliye, emekçiye, çalışana günde bir gazete okumasına da fırsat vermiyor. Gazete yanında kitap okur sayısı da günümüzde iyice azaldı. Tv, sosyal medya haber ve aktüel bilgi paylaşımı ön sıraya geçti.

***

Markette biraz daha kaldim. Her gelen kadın- erkek önce sıgara reyonuna göz dikiyor.

Satıcı genç kadına bu sefer:

– İnsanlar gazete almayı bıraksa da; daha pahalı olan sıgaralari alan çok fazla insan var dedim- sıgara içip içmediğni sordum?

– Ben yine iyiyim dercesine, iki günde bir paket tüketiyorum!

Bana reyondaki sigara paketlerini eliyle tek tek göstererek fiyatlarını söyledi: Bu 78 tl, bu 91tl vs. saydı üç- beş tane.

Bu arada gişe önünde sıgara alıcıları da çoğaldı. Sırada bekleyen genç bir kadın marketten bir şey almamıştı ama sıradaydı.

– Sıgara mı alacaksınız dedim?

– Evet, dedi.

Kırk yaşlarında, saçlarına ak düşmüş ama çok az dökülmüş, yuvarlak yüzlü, siyahlar içinde hoş duruşlu bir erkeğe döndüm, sizde sıgara içiyor musunuz?

– Hayır dedi, gülümsedi! Ama eşim içiyor, sonra oğlum da başladı. Kısaca hikayesini anlattı. Gişedeki kadına, eliyle paketi gösterip, bir tane istedi.

On kişilik bir anket gibi oldu, sadece bir kişi kullanmadığını söyledi. Hepsi sıgara alıp gittiler. Sanki akşamın yorgunluğunu ve günün acısını sağlığa zararlı paketlerden çıkarıyorlardı.

Günün dertlerini taşıyorlardı sırtlarında. Kimbilir içlerinde, düşüncelerinde ne zorluklar vardı, çözüm bekleyen. Yaşam koşulları, geçim zorlukları düşürüyordu omuzları.

Çocuklar da çok içiyor dedi, gişede ki…

Bu arada iki genç erkeğe gelin bir anlaşma yapalım? Karar verelim hemen şimdi, aldığın paketi çöpe, imzayı buraya atacaksın, dedim, gülümseyerek:).

Bundan sonra seni hayatımdan çıkarıyorum diyeceksin, var mısın?

– Olmaz dedi, çok denedim ama olmuyor!

Zor bir iş demek ki?

***

Günümüzde halkın çoğunluğunun midesine yeterli sağlıklı besin girmiyor. Çocuklar, büyükler, yeterli protein alamıyor. Beyin beslenemiyor, düşünce üretemiyor, boş dönüyor. Mide ve bağırsaklar da çoğunlukla lifsiz, nişastalı, şekerli gereksiz gıdalarla dolup taşıyor.

Tarih, sosyoloji ve iktisadin öncülerinden kabul edilen filozof ve devlet insanı, (1332- 1406) yılları arasinda yaşamış Ibni Haldun bakınız insan beyni hakkında ne diyor: “İnsan beyni değirmen taşına benzer. İçine yeni bir şeyler atmazsanız kendi kendini öğütür durur…” İnsan yediklerinden ibarettir” diye de ilave ediyor.

Bunun yanında bilim insanları da: “Dokuz ayda bir iskeletimiz değişiyor” diyorlar.

Peki yedikleri hangi besinlerle? Düşündürücü geliyor insana.

Oysa dünyada Wellnes sektörleri öne çıkıyor. Yarınlarda daha da öne çıkacak. Buda Wellnes yaşam biçimini doğuruyor (Iyi görün, iyi hisset, iyi yaşa).

Doğru ve sağlıklı beslenen, beynini geliştirecek şekilde okuyan, gelişime ve değişime açık olan toplumlar- stresi yaşamlarından çıkaranlar, huzura ve yarın güvencesine ulaşanlar en gelişmiş toplum olarak dünyada daha çok farkedileceklerdir.

Doğayla uyum içinde, yaşamı doğru anlamlandıranlar sağlıklı ve mutlu bir yaşama gülümseyecekler.

***

Jan Jacques Rousseau’ nun “toplum sözleşmesi” çevirisini yapan Vedat Günyol Rousseau’nun şu düşüncesini öne çıkarıyor: “Insanlar, doğal yaşama halindeki ilk özgürlüklerinin özlemini çekiyor.”

Ona göre; “doğa yasaları gereğince yaşayan insanlar özgür ve eşittirler, toplum düzenine geçince bu mutluluğu yitirmişlerdir. İnsanların başına gelen belaların başlıcası mal- mülk tutkusundan doğmuştur.”

(1712-1778) yılları arasında yaşamış bir yazarın bu düşüncelerinin geçerliliğini günümüzde de herkes yaşayarak görüyor.

Facebook’ta paylaş (yeni sekmede açılır)Yazıyı sevdiklerinizle paylaşın.

Bu tarayıcıda hatırlanır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir