Ormanların dünü, bugünü ve yarını konusunda en çok söz söylemeyi hak edenler; Orman Fakülteleri hocalarının yanında, uzun süre Orman İşletme Şefliği ve Orman İşletme Müdürlüğü yapanlar olmalıdır.
Ormanların devamlılığı için ormanlara bilimsel yaklaşanlar, uzun soluklu bakım yapanlar, gözlemleyenler, gençleştirenler, bozuk alanları ağaçlandıranlar, yüzbinlerce adet fidan dikenler, gerek usulsüz kesimlere karşı, gerekse orman yangınlarına karşı etkin tedbirler alıp koruyanlar olmalıdır.
Ormanlardaki damgalama işlerini yıllarca bir fiil canı gönülden severek yapanlar, öncelikli söz hakkına sahip olmalıdırlar.
22 yıl Orman İşletme Şefi (16 yıl sadece bir şeflikte), 10 yıl ( tek işletme) İşletme Müdürlüğü yapmış biri olarak, hiç mütevazı olmayacağım, en çok söz söyleyenler içinde bu hakka sahip olduğumu düşünüyorum.
Son yıllarda, 10 yılda İşletme Müdür Yardımcısı, 12-13 yılda İşletme Müdürü yapılanların yanında, söz söylemeyi fazlası ile hak ediyorum.
Ormancılık bilimi eğitimi alıp Orman İşletme Şefliğine atanan Orman Mühendisleri gece gündüz çok yoğun mesai içinde bulurlar kendilerini.
Kışın planlı işleri için kar üstünde soğukta, yazın sıcakta orman yangınlarına karşı tecrübe sahibi olurlar, pişerler, ustalaşırlar.
Her bir orman ağacının dilinden anlar, idare sürelerine göre bakım yaparlar, yaşlı ormanları gençleştirirler. Dağlarda geçer gençlik yılları. Bir fidanın ağaç olması için onlarca yıl geçmesi gerektiğini çok iyi bilirler.
Ormana bakım sürecinde damga yaparken en bozuk ve en kötü gövdeli ağacı seçmek için özenli olurlar. Kıyamazlar yüzyıla varan yaşlarına. Hele birde yangın çıkarsa şefliğinde, canları yanar kavrulan simsiyah ağaçları görünce. Yüreklerine ateş düşer, vicdanları sızlar yanan ormanlara bakarken. Onun için yaz aylarında, yangın sezonunda bir Orman Mühendisi için kutsal bir görevdir şefliğinde ateş yaktırmamak. Yanan ateşi en kısa sürede zamanında söndürmek.
Bu açıdandır ki, yazın yangın sezonunda izin bile kullanmazlar. Ailesine ve çocuklarına zaman ayıramazlar. Sadece Orman Mühendisi olan İşletme Şefleri mi? Tabi ki hayır. Orman Muhafaza Memurları, yangın işçileri, üretimde çalışan işçiler hep birlikte vururlar kendilerini dağlara, birşey olmasın diye ormanlara.
Orman Muhafaza Memurları, arazöz ve tankerde görevli yangın ekibinin, hizmet aracı şoförlerinin canhıraş özverili çalışmaları asla unutulmaz.
Bir savaş meydanı gibi olur alan, yangından, önce kendini, sonra arkadaşını, daha sonra da aracını ve yemyeşil orman ağacını koruyacaktır. Hedef, yangını büyümeden söndürmektir.
Bütün güçleri ile atılırlar ileri, yüreklerini katarlar işlerine, ter kan içinde kalırlar. Yüzü gözü, tüm elbiseleri kurum gibi simsiyah. Bitkin düşselerde gün ve geceler boyu, bir metrekare fazla alan yanmasın isterler.
Çıkan her bir ateş, anında bastırılıp, büyümeden söndürülmeli. Bunun içindir, bütün eğitimler, similasyonlar, düşünce egzersizleri, uygulamali tatbikatlar. Bütün gaye, bir kıvılcımdan bir felaket yaratmamak.
Bunun için bütün tedbirleri zamanında, geciktirmeden almak. İşte böyledir bir Orman Mühendisinin ruhu, düşünce dünyası ve bilinci.
22 yıl en zor şefliklerde Orman İşletme Sefliği yaptım. İlk önce Artvin, Ardanuç Ovacık’ ta. Sonra Bursa İnegöl’un, o yıllarda kaçakçılıkla öne çıkan Tüfekçikonak ve Mezit’te. En son Bursa – Mustafakemalpaşa Orman İşletme Müdürlüğü, Çaltılıbuk Şefliği’inde.
Çaltılıbük’te, aynı yerde, bir fiil 16 yıl görev yaptım. Gece gündüz koşturdum da koşturdum.
Yangına hassas Kızılçam ağacının yoğun olduğu bir şeflikte, Karaçam’in dağların tepelerine doğru çıktığı yamaçlarda; işin durumuna göre bazen haftanın altı günü, bazen de yedi gününde de çalıştık.
Dile kolay onaltı yıl aynı şefliğin ormanlarına bakım yaptık, yüzlerce hektar bozuk kızılçam alanlarını gençleştirdik ekibimle. Yüzbinlerce adet fidan diktik bozuk sahalara, yangınlardan koruduk.
16 yıl içinde Ömeraltı köyünde karaçam ormanında, elektrik direğinden çıkıp büyüme eğilimindeki bir yangını helikopterin de desteği ile 12 hektarda tuttuk. Ayrıca Haciali köyünde kızılçam sahasında çıkan yangını yine helikopter ile sadece bir hektarı aşmadan önünü kestik. Her iki yangında gecikilmesi durumunda çok büyük felaketlere dönüşebilirdi.
Eğittik, uyardık halkı, çobanlara kadar ulaştık. Halkın gönlünü kazandık. Çok çalıştık, çıkan küçük ateş ve dumanları halkın da desteği ile büyümeden söndürdük.
Bir İşletme Müdürümüz vardı, disiplinli ve çalışkandi. Lodoslu ve rüzgarlı havalarda tüm şefleri, şefliklerine nöbete gönderirdi. Havanın nemi düşünce, bir de rüzgar çıkınca tehlike var derdi. “Hemen gidin bölgelerinize, bir duman görünce büyümeden söndürün, bu ormanlar bize milletin emanetidir” derdi.
Yer, mekan isimleri rahatça veriyorum, çünkü her bir sözcüğün içinde gerçek bir hikaye ve içtenlikli bir ruh vardır.
Severek ve yürekten çalışıldı hep. İçimizde mesleğin en kutsal değeri vardı. Ruhumuz doğayla uyumluydu. Ormanları gözümüz gibi koruyalım bilinci ile yetişmiştik hepimiz.
Akşam geç saatlerde de olsa, her bir Orman İşletme Şefi, görevini iyi yapmanın huzuru ile dönerdi evine.
1990’li yıllardı o yıllar. Aradan çok yıllar aktı, geçti.Bugünleri de herkes yaşayarak görüyor.
Peki yukarıdaki bütün bu cümleleri ve dizi haline gelen bu yazıyı niçin yazıyorum? Kendime bir ego tatmini bulmak ve bir pay çıkarmak için değil elbette. Bir sonraki yazımın ruhu iyice anlaşılsın diye. Bir de, hani derler ya, acı acı çalıştım, o cinsten. Ormanların ve içindeki canlıların son yıllarda bu kadar yandığını görünce gerçekten içim yanıyor.
Bir sonraki yazımda bir işletmede “Orman Yangınlarının Önlenmesine Yönelik” özverili çalışmaların özeti paylaşılacaktır.
OGM ‘nin Orman Yangınlarında ter akıtan, cefakar ve fedakarca çalışan Orman mühendislerine, Orman Muhafaza Memurlarina, yangın işçileri ile yangınlarda görev alan tüm personeline yürekten teşekkürler ediyorum.
Bu uğurda fedakarca mücadele ederken hayatını kaybeden tüm meslektaşlarımı ve kurumun işçi ve memurlarını anıyor, rahmet diliyorum.
22.08.2024
Özgen Dursun
Orman Yük. Mühendisi