Dün akşam spor salonunda yanıma otuz yaşlarında başında beyaz kasketli genç bir adam yaklaştı.
– Siz Özgen bey misiniz? dedi.
– Evet, dedim.
– Hayır tanıyamadım.
– Ezgi kitabevinde tanışmıştık.
Ezgi kitabevi deyince, usumu şöyle bir yokladım. Uzun zamandır oraya uğramamıştım. Birkaç kez gittiğimde de onu bir daha görmemiştim.
– Üç yıl oldu ben ordan ayrılalı, şimdi başka bir yerde çalışıyorum, dedi.
– Peki, üç yıl geçmiş aradan ismimi nasıl anımsadınız?
– Çok şaşkınım, dedim.
Sadece birkaç kitap bakıp, iletişim kurmuş, hal hatır sormuştum. Motive edici tümceler kurmuştum. Oda benim ismimi sormuştu.
Daha sonra bir kez daha gittiğimde bana ismimle hitap etmişti ve yine çok şaşırmıştım.
Ezgi kitabevi, Bursa Nilüfer’de köşe başında hoş bir mekandır. Günde onlarca insan girip çıkıyor. Bu kadar kişinin uğradığı bir mekanda çalışan birinin, ismimi nasıl anımsadığını o zaman da sormuştum.
Aradan en az üç yıl geçtikten sonra bana doğru bir isimle hitabını, takdirle karşıladım. Çok güçlü bir hafızası olmalıydı.
Dün akşam yine;
– Sen ne eğitimi aldın? dedim.
– Grafik sanatları okudum, onlarca resimleri hafızaya alırdık diye ilave etti.
Belki bundan dolayı hafızası güçlü diye geçirdim içimden.
– Harika bir yeteneğin ve güçlü bir belleğin var dedim, tebrik ettim.
Tekrar ismini sordum, Mutlu dedi. Güler yüzlü hoş bir adamdı.
– Seni unutmayacağım artık Mutlu, diye gözlerine baktım, gülümsedim.
Spor bitiminde, duş sonrası uzaktan bir ses:
– İyi akşamlar Özgen bey dedi.
– İyi akşamlar Mutlu diye seslendim.
xxx
Yüksek dağların platosunda konuşlanmış olan köyümüzün arkasındaki dik yamacın eteğinde köyden bağımsız küçük bir mahallesi daha vardı.
Mahallede üç-beş hanenin sürü halinde koyun ve kuzusu olurdu. “Morbet” olarak ifade edilen çocuklar tek çoban olarak bu küçükbaş hayvanları otlağa çıkarırlardı.
Çocuk çobanlar(morbetler); köyde, yaylada, ormanda, dağda- taşta, her koşuldaki hava şartlarında işlerini çok iyi yaparlardı.
Sürünün içindeki bütün koyunları tanırlardı. Birisini kurt mu kaptı, hangisi olduğunu hemen anlarlardı.
Görsel hafızaları müthişti. Bizim on-onbeş adet koyunumuz olduğu için ve onlar kadar küçükbaş hayvanlarla haşir- neşir olmadığımızdan bu yeteneğimiz gelişmedi.
Görsel bellek, hafıza genetik veya yetenekten daha çok eğitim ve uygulama işi olsa gerek. İlgi alanını ve severek yaptığı işi görsel hafızaya, etkili bir iz bırakacak şekilde kaydediyor.
Grafik sanatlar eğitimi alanlar veya profesyonelce müşteri ilişkileri temsilcileri gibi; gece- gündüz devamlı sürünün başında olanlarda bu görsel yeteneklerini geliştiriyorlar.
Demekki, beyin hepsini doğal bir şekilde işliyor nöronları aktif ve canlı tutuyor.
Bir gördüğünü unutmayan, isimleri hafızasında güçlü saklayan çok fazla sayıda insanla karşılaşmak olası değil. Yaşa bağlı olarak insan hafızası eski gücünü kaybetsede, çocuk ve genç yaşlarda bu üstün yeteneğe ulaşan insanlarla karşılaşmak şaşkınlık yaratıyor.
Yinede her yaşta, her koşulda hafıza ve beyin egzersizleri için türlü türlü yollar var.
En avantajlı kesim hareket halinde olanlar ve beynini çalıştıracak yollar bulunlar olacaktır.