Kazanacağımız en önemli değer tarih bilincidir. Işığı hiç sönmez. Bu bilinçle geçmişin köklerinden beyinde yeni yeni nöron (sinaps) filizleri açılır. Bu açıdan günümüzün güncel aktüel konularını takip etmek yanında, geçmişten beslenmeyi de bilmeliyiz.
Felsefede, sosyolojide ve tarih bilincinde gelişmeyen toplumlar çok ileri gidemez. Bilimde bu üç kavram üzerinde evrimleşmiş ve gelişmiştir. Gelişmişliğin temeline bilimi koyan toplumlar diğerlerine göre kat kat üstün hale gelmiştir.
21. yüzyılda bu düşünceyle yoğrulacaktır. Yarışa katılan ülkeler çok daha gelişecek, hukukta, bilimde, teknolojide çok daha ileri seviyelere ulaşacaklardır.
Insanlığın gelişimini tetikleyen bütün değerler birbirini de besler. Bu besinlerin en önemlilerinden biride “kuşkuculuk”tur. Kuşku bilimin de temelini oluşturur. “Insanlık kuşku duydukça insanlaşmıştır” derler.
Uygar toplumların bilimsel ve düşünsel gelişmişliği kuşkunun sonsuz gücüyle sağlanmıştır.
Kuşku, insanı bilmediginin bilincine de ulaştırır.
Sokrates bu konuda şöyle demiş:
” Kişi ne denli bilsede, ancak bilmediklerinin bilinci onu bilge yapacaktır”.
Epiktetos’ta; ” Bir insanın bildiğini zannettiği bir şeyi, öğrenmesi imkansızdır” demiş.
Bilimin ve teknolojinin gelişmişliğine ön ayak olan toplumlar; düşünce dünyalarını çok daha çeşitlendirmişlerdir. Yazında, sanatta, edebiyatta da kalıcı ürünler vermişlerdir.
Voltaire bu konuda: ” insanlığı yönetebilecek olanlar, okuma ve yazma gücüne sahip olanlardir” demiştir.
Üreten toplumlar daha mutlu toplumlardır.
Insanların bilinçleri çocukluktan itibaren yetişme şartları ve eğitimlerine göre şekillenir. Yaşamı anlamlandırma da ailesi ve çevresinden çok şeyler öğrenirler. Bu öğrendikleri ile birlikte aldığı eğitim dünyalarını bütünsel olarak besler. Bilinçlerini daha üretken şekle getirir. Yaşam disiplinlerini, sağlıklarını ve beyinlerini besleyecek bir yörüngeye sokar. Ilgi alanlarına göre güzel sanatların çeşitliliği ile renkli bir dünya kurulur.
Edebî sanatlarla ufku ve hayali, bilimsel verilerle beyni, tarihsel bilinçle umutları beslenir, gelişir.
Geçmişi irdeleyip sonuç çıkarmada, günü yorumlayıp değer oluşturmada, geleceğin şekillenmesinde sezgi ve öngörüleri gelişir. Doğal ve doğru veriler üzerinden sağlıklı analiz yapma kapasiteleri artar.
Doğal kaynakların kullanımında çevreye duyarlı, insanların yararına adaletli sunulmasında ortak bir sezgi, bu kaynakların sürdürülebilir bir anlayışla yarınlara taşınmasında ” insan odaklı” irade gücü oluşur.
Böyle bir ülkede sağlıklı çocuklar büyür, sağlıklı ve umutlu gençler çoğalır. Üretilen her bir ihtiyaç kalemine rahatlıkla ulaşılabilen mutlu bir yaşam; bu yaşamda sağlıklı nesillerin huzur ve güven içinde yaşam birliktelikleri sonsuzca sürer gider.
Umutla sürer hayaller, sevgiyle beslenir hayatlar…
Aklını kullanan, direngen ve çalışkan insanların bulunduğu toplumlarda tarih bilinci ışıl ışıl olur hep. Hiç sönmez ışığı. Dünya var oldukça, renk renk olur rüyalar, sevgiyle dokunur birbirine yürekler, yaşam sevinciyle doludur tertemiz çevrede soluk alan insanlar.
Işte o zaman insanlık, dünya insanı olur; tüm canlılarla birlikte sıcacıkça, sevgiyle ortak atar tüm yürekler.
Dünya; ortak güzel hayallerin irade gücüyle güzelleşecektir. Insanlık ancak böyle ilerleyecektir.
12.04.2022
Özgen DURSUN