YAŞAMI ANLAMLANDIRMAK

Bugün sabah saat 06.15 sularında sabah yürüyüşü esnasında 1.85 boylarında, beyaz tenli, fite yakın bir formda, yaklaşık 55 yaşlarında olan bir beyin yanından geçerken yavaşladım.

Belinde veya bacağında bir sorun olduğu belliydi. Yürüyüş yapıyordu. Aksayan bir halde, adımları oldukça yavaştı.

Günaydın dedim; hal hatır sordum. Kalçasında bir ağrı olduğunu, bir yıldır tedavi gördüğünü ama çaresini bulamadigini içtenlikle anlattı. Doktorlar, yıllar önce kullandığı bir kortizonlu ilaçtan kaynaklanabilecegini ifade etmişler.

Çaresiz bir düşünce içinde olduğunu gördüm.

Spesiyal bir aşcı olduğunu, bir yıl önceye kadar basketbol oynadığını, basketbolu çok özlediğini duygulu bir dille anlatti.

-Içten bir soru sorabilir miyim? Dedim.

-Tabii ki dedi.

-Şimdi beş dakika içinde bir yıl önceki sağlıklı duruma dönebilmek için ne kadar para verirdin?

Düşündü…düşündü… Sorunun yanıtını bulmakta biraz zorlandi. Duygulu gözlerle,

-Tüm mal varlığımı verirdim. dedi.

Hipokrat’in bir sözü olsa gerek, bilirsiniz. “Insanlar belli yaşa kadar para kazanmak için sağlığını kaybeder; belli yaştan sonra da sağlığını kazanmak için bütün parasini harcar”.

Bir insanın en doğru secimi; dışına değil, iç dünyasına ve sağlığına yatırım yapmasıdır.

Maddi dünyanın tüketici furyasına kapıldık gidiyoruz. Birbirimizin etkisi altında kalarak sürükleniyoruz.

Bence en doğrusu; “Sağlığına yatırım yapanları kopyalamaliyiz”. Haksız mıyım?

Yasam akip gidiyor, ileri yaşlarda en güzel duygu, rahat hızlı adımlarla yürüyebilmek, belkide biraz koşabilmek…

Öncelikle kendimize ve çevremize, sonra tüm insanlığa, doğadaki tüm canlılara verilen değer; en güzel değerdir.

Zamanımızı değerli şeylere yatıralım. Yaşamı anlamlı kılalım.