Dr.Viktor E. Frankl’in “Insanın Anlam Arayışı” kitabını bilirsiniz. Bilmeyen, okumayan varsa okumalıdır.
Kitabın içeriğine girecek değilim. Sadece şu kadarini soyleyeyim 1940’larin başında Auschwitz toplama kampinda başından geçen olayların acı gerçeğini bir doktor duyarlılığı ile insanin anlam arayisi açısından yorumluyor.
1984 yılı baskı önsözünde bu kitabın isimsiz basılması için yazdığıni belirtiyor. Bunun nedenini de açıklıyor. Ama sonradan ismini kullanmasının ne kadar anlamlı olduğu anlaşılıyor. Bazı yaşanmışlıkların olduğu gibi yaşarken değerlendirilmesi çok daha anlamli olarak görülüyor.
Tarihin akışında, yazın edebiyatı ve sanatında genellikle biyografi türü kitaplar son yıllara oranla daha az basilirdi. Git gide böyle kitapların sayısı artmaktadir.
Toplumların ve kişilerin yaşanmışlıkları çoğunlukla daha gün yüzüne çıkmadan yok olup gidiyor.
Birikimler, emekler, yaşanmışlıklar insanlığın ortak duygusu olmadan kayboluyor. Yada insanın ölümünden sonra gün yüzüne çıkarılıyor.
Insan hayatta iken yaşadığı gerçeğin duygu ve düşünce dünyasından olduğu gibi süzülerek gün yüzüne çıkarilmasi çok daha anlamlıdır. Hikayenin gerçek sahibinin duygusu ile beslenmesi önemlidir.
Bu bakımdan her insanın yaşam süreci boyunca “insana özgü” çevresel ve ekonomik koşular içinde; yaşadıkları eğrisiyle, doğrusuyla paylaşılıp, o günün koşulları göz ardı edilmeden yok olup gitmesine seyirci kalinmamalidir.
Insanlık, sadece bilim insanlarının bıraktığı birikimle değil, tüm insanlığın bıraktığı görsel, sanatsal ve yazınsal eserlerle ilerliyor.
Bir söz, bir kitap, bir not, bir küçük yazı herkesin dünyasına bir ışık, yüreğine bir sıcak sevgi, gönlüne hoş bir esinti bırakıyor.
Insanın anlam dünyası bazen acılardan, bazen zorluklardan, bazen sevgilerden besleniyor. Müzikten, danstan, operadan, tiyatrodan, spordan besleniyor.
Sabah güne gülümsemekten, gökyüzüne umutla bakmaktan. Doğadaki onlarca çeşit çiçeklerden, güllerden. Mis gibi kokulardan, akan maviliklerden…
Yıldızların sonsuzlugunda bazen kaybolmaktan. Uzayın sonsuzlugunda, hayalin sonsuzluğuna ve umuduna açılmaktan besleniyor.
Çocukluğunda yaşadıklarından besleniyor bazen.
Her insan için her yaşanan hikaye anlamlıdır ve besleyicidir.
Geriye ışık tutun aydınlansın yaşananlar, yarına isik verin bir başka şekillensin umutlar.
××× xxx xxx xxx xxx
Bugün 19 Mayıs Atatürk çıktı Samsun’a. Işık oldu, anlam oldu, güneş bir başka doğdu yarına.
Gencligimizde okullarda; 19 Mayıslarda beden hareketleri yaparak beslendi ruhumuz. Şekillendi bilincimiz.
Atatürk umuduydu gençliğin. Gelecek güzel günlerin ışığına kanat açarak yükselirdi hayallerimiz…
Kutlu olsun hepimize; 19 Mayıs 1919 da Atatürk’ün Samsun’a çıkışı ve gençliğe bu güzel armağan bayrami.
19.05.2021
Özgen DURSUN
Not: Bu yazının birinci kısmı, bir başka yazımın altlığı olarak düşünülmüştür.