Bir düşüncenin izinde

Ne okumak istersiniz?

Kapatmak için Esc tuşunu kullanabilirsiniz.

İnsanlık Halleri / 4

Su, aktığı yatağın; insan, içinde doğduğu şartların iyi ve kötü niteliklerini alır,” demiş Baltasar Gracian*.

Her bir insan önce ailesinden, sonra okuldan, okuduklarından, gördüklerinden beslenir. Bununla birlikte yaşadığı ortam ve çevreden de oldukça etkilenir, kişilik yapısı şekillenir.

Günümüzde, aile, çevre, ülkenin hukuk ve adalet düzeni; suça itilen çocukların yıllara göre oransal artışlarına yol açmaktadır. Bunun örnekleri ne yazık ki, görsel ve sosyal medyada hergün görülmektedir. Çok acı hikayeler toplumun beden ve ruh yapısını çok olumsuz etkilemektedir.

Artur Schopenhauer**’ de “insan mutluluğunun iki düşmanı acı ve can sıkıntısıdır”, demiş. Acı yoksullara düşüyor, can sıkıntısı da varsilların oluyor ne yazık ki!

Ama bunun yanında sağlık tüm dışsal mülkler karşısında öyle ağır basıyor ki; sağlıklı bir dilenci hasta bir kraldan daha mutludur, diyor Schopenhauer.

Bunu o kadar ileri bir seviyeye taşıyor ki bu ünlü filozof; bakın ne diyor:

“Eksiksiz bir sağlıktan ve kusursuz bir bedenden kaynaklanan sakin ve neşeli bir mizaç; duru, canlı, nüfuz edici ve doğru kavrayan bir zeka; ılımlı, yumuşak bir istenç, ve bunlara uygun olarak, iyi bir vicdan: bunlar, yerini hiçbir rütbenin ya da zenginliğin dolduramayacağı üstünlüklerdir.”

××××

Bu sabah spor aletleri arasında ara süreyi kullanırken karşıda gözüme bir genç adam ilişti. Yaklaşırken yanına, daha birşey söylemeden:

– Bu allette mi çalışıyorsunuz?

– Yok dedim, kurban olurum sana, bu kadar güzel bir yüze bütün aletler senin için önceliklidir:).

Turuncu renge yakın güzel bir t-sirt giyiyordu. Yirmibeş yaşlarında hoş br adamdı. Yanına iyice yaklaşınca:

– Maşallah, kasların almış başını gitmiş, kol, bacak güzel; göğüs, omuzlar harika, dedim.

– Gülümsedi ve teşekkür etti. İyi hissedince de ara süreyi uzattı ve devam etti:

– Bir sakatlık geçirince dört yıl ara verdim, buraya daha yeni başladım.

– Hayrola, ne oldu ki?

“19 yaşımda üç ayda 30 kg.verince” diyerek eliyle sol bacağını tuttu ve ilave etti.

– Sol bacağım dizden aşağı düşüyordu. Hızlı kilo verince doktorlar sinirler erimiş dedi. Üç kilometreden fazla yürürsem hemen sol ayağım düşüyor, kalkmıyor. Sürüyerek yürüyorum.

– Peki çözümü yok mu?

Oturduğu yerden:

Bacağıma büyük müdahale gerekiyor, şurdan şuraya diyerek bacağında ilgili bölgeyi gösterdi. Verdiğim kilolardan 12′ sini geri aldım. Artık sağlıklı kilo vermek için geliyorum

dedi.

Yakışıklı güzel bir adamdı. Mesleğini sordum: – Muhasebeciyim, dedi.

İki yıl sonra malimüşavir olacağım. Başarı, sağlık ve iyi dileklerde bulundum. Göz göze gülümsedik, ayrılıp çalışmaya devam ettik

Gençlerin iyi görünme ve sağlıklı olma isteği gerçekten gurur verici. Hele ortaokul ve lise öğrencilerini spor salonda görünce içime bir sevinç düşüyor. Dışarıda kötü alışkanlıklar edinme olasılığına kapatan aileler; çocuklarını sağlıklı bir yaşam adına sporu teşvik etmeleri gurur veriyor bana.

Atatürk’te sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur demiş, gençlerin içindeki enerjisi en güzel böyle yerlerde atılıyor. Beden ve ruh sağlıkları çok daha iyi oluyor.

1600 yıllarında yaşamış Baltasar Gracian; “Düz uçan kuşu vurmak kolay, dönerek uçanı vurmaksa zordur, ” demiş.

Sağlık adına; genç ve sağlıklı iken, sabah uykusunu feda edip spora zaman ayırmak zordur, oysa kendine ayırdığın bu zaman en değerli zamandır.

Facebook’ta paylaş (yeni sekmede açılır)Yazıyı sevdiklerinizle paylaşın.

Bu tarayıcıda hatırlanır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir