Bugün hava oldukça güzeldi, bir bahar havası vardı.
Akşam üzeri yanıma kitabımı alarak bir parkın etrafında yürüyeyim dedim. Yürürken kitap okumayı da severim.
Bir süre sonra fıskiyesi ve oturacak bankları olan bir alanda oturup okumaya başladım.
Sayın Gülçin Altay Özen’in “Sesler Dağılıyor” kitabını okurken; yanımda bir ses belirdi.
Bir genç adam yanıma yaklaştı.
– Afedersiniz şu bankta oturup müzik dinlesem rahatsız olur musunuz? Dedi.
– Yüksek sesle dinlemesin herhalde.
– Yok dedi, kulaklıkla.
– Ne kadar güzel bir adamsın, dedim, gülümseyerek. Çok teşekkür ettim.
Sonra gitti oturdu. Merak ettim. Uzaktan seslendim.
– Kaçıncı sınıfa gidiyorsun?
Lise 3, dedi. Tebrik ettim.
Bir lise öğrencisinin bu nezaketi çok hoşuma gitmişti.
Geçenlerde bir kurumda, kalabalık bir çalışma ortamında büyük büyük adamların yüksek sesle müzik dinlediklerine ve gürültülü konuştuklarına şahit olmuştum.
Kurumların kendi içinde çürüdüklerini, asgari seviyede etik ilkelerin dahi kalmadığını üzülerek görmüştüm.
Insanların birbirlerini rahatsız etmemeleri konusunda duyarlılıklarını yitirdikleri anlaşılıyor.
Düzeltilmesi gereken o kadar çok sorunlar var ki?
Öz disiplin eksikliği, insan odaklı yönetim anlayışı eksikliği yaşanıyor.
Motivasyon odaklı, kurumsal sosyal sorumluluk anlayışı geliştirilmelidir.
Liyakatlı yönetim düşüncesiyle, kurumlar yeni baştan ele alınmalıdır.
01.04.2023
ÖD