“Hayatınızın anlamı ne?”
Bu soruya en doğru yanıt; anlam kazanılmış hayatın ışıltılı gözlerle paylaşılıp, insanın iç dünyasının huzur, irade ve yaşam amacının net ifade edilmesidir.
Ülkenin huzuru, birlik bereberligi ancak; evde, sokakta, çevrede ve ülkenin her bir köşesinde bu anlamlı değerlere ulaşan insanların çoğaltılması ile sağlanır.
Bir öğretmene sormuşlar;
– Öğretmeninlikteki en büyük amacın ne?
– Çocukların gözüne ışık getirmektir. Demiş.
Geçenlerde iki gençle karşılaştım. Bir kız bir erkek, bir banka oturmuş kötü alışkanlıklarının tutsaklığını anlattılar. Bu yıl liseyi bitirdiklerini, belli belirsiz olan üniversite hayallerini paylaştılar. Net bir hedefleri yoktu. Bu tutsaklığa üç yıl önce tutulduklarını söylediler.
Çok erken degil mi?
– Bizimki daha ne ki? Dediler.
Beşinci sınıflara kadar indiğini, ifade ettiler.
Umutları, hayalleri, hayatlarının anlamları silikti.
Yine bir lise öğretmeni, lise öğrencilerimizin %60’i dış ülkelere gitme hayali kuruyorlar, dedi.
Ülkemizde yaşayanların genç olsun, ileri yaşlı olsun zor yaşam koşullarında ulaşabileceği en önemli hedefi; ” Hayatin anlami” ni bulabilmektir.
Insanin içindeki bütünsel bu anlam ve irade gücüne ulaşabilen insan, yaşama dair seçimlerinde de direngenligini artırır. Doğru kararlar verir, doğru secimler yapar. Hem kendi yaşamında, hem de ülkenin daha aydınlık yarınlarına ulaşmada fonkisiyonunu artırır.
Günümüzde en çok kullanılan tümcelerden biri “artık mutlu olmak istiyorum. Iyi yaşamak istiyorum”, dur.
Oysa mutluluk ve sevinç sözcükleri göreceli olarak değişen duygu ve kavramlardır. Amaç olamaz.
Dr. Viktor E. Frankl bilirsiniz. Nazi Almanyası döneminde üç yıl toplama kamplarında kalıp, sağ kurtulmayı başarabilen ender insanlardan biridir. Bir nöroloji ve psikiyatri profesörüdür. Dr. Frankkl, “Hayatın anlamı ve psikoterapi” kitabında; mutluluk hiçbir zaman amaç olamaz, mutluluk sadece bir sonuctur”, demiş.
Friedich Hölderlin ise; “mutsuzlugumun üzerine bastığımda daha yükselirim” demiş.
Dr. Frankl’de o acı ve çile dolu kamptan ancak; “anlama ulaşma iradesini” kullanarak kurtulabildigini anlatir.
Anlama ulaşma iradesinde; doğayla uyumlu düşünce tarzı, akıl, bilim ve sanat üzerinde zenginleşen yüksek bir düşünsel irade gücüne anlam kazandırmanın olduğu görülür.
Yine Hölderlin bir sözünde; “Bir ülkede akıl ve sanattan çok, servete değer verilirse, bilinmelidir ki, orada keseler şişmiş, kafalar boşalmıştır”, der.
Sağlıklı ve güçlü toplumların huzurlu geleceği anlam kazandırılan hayatlara yatırım yapılması ile sağlanacağı bilinmelidir.
Artık günümüzde Insan olmak, bilinç ve sorumluluk sahibi olmaktan geçmektedir. Ne uzun bir ömür hayatî anlamlı kılmaya yetiyor, ne de kısa bir ömür. O açıdan ne yap yap, hayatının anlamını bul. Sağlıklı ve direngen kalmanın yolu budur.
Onun için Hebbel; ” hayat bir şey değildir, hayat bir şey için bir firsattir” demiş.
Friedrich Nietzsche ise; ” yaşamak için bir niçini, nedeni olan bir kişi hemen hemen her nasıla katlanir”.
SONUÇ
Dünya milyonlarca yıldır dönüyor. Yıldızlar milyarlarca yıldır parlıyor. Evrenin sonsuz derinliğinden milyarlarca ışık yılı uzaklıktan süzülüp geliyor gözlerimizin önüne. Tarih hep insanlığın binlerce yıldır ilerleme biçimini kaydediyor ve yazıyor.
Kişi olarak milyonlarca olasılıklardan seçilerek gelmişiz bu dünyaya. Şanslıyız hepimiz. Çok değerleyiz bu yaşamda.
Tarihin küçük bir döneminde soluk alıyoruz hep birlikte.
Bu bakımdan; umudunuz olsun yarına, tarih akıyor insanlığın daha güzel yarınlarına…
Anlam bulun hayatınıza, irade ve güç katın yüreğinize…
Seçiminizi güzelliklerden yana yapın. Çocukların, gençlerin gözlerine ışık getirin, hayatın anlamını bulsunlar, anlamlı ve umutlu büyüsünler.
Gülümseyin komşunuzun gözlerine, Insanlık çoğalsın yarının umutlarına…
14.11.2021
Özgen Dursun