İnsanlık Halleri / 34

Bir banka içinde hemen solda girişte oturularak işlem yapılan, önünde koltuğu ve sehpası bulunan biraz daha fazla işlem hacmi olan makinenin önünde beklerken bir kadın uzun bir süre işini çözmek için uğraştı.

Elindeki iki yüz liralık yüklü bir tomar parayı makinede açılan hazneye bıraktı. Makine saydı saydı, parayı kabul etti, işlem bitti. Kadın bitkin bir şekilde yavaş yavaş yerinden kalkarak öteki taraftaki koltuklarda dinlenmeye çekildi.

Şahit olduğum bu durum karşısında; o kadar yüklü bir parayı galiba bir yere havale ediyor diye düşünmüştüm.

Bir süre sonra bir kuyumcunun kapısından girince onu kuyumcuda gördüm. Galiba bu sefer kalan parası ile birikim amaçlı altın alacaktı.

Gülümseyerek:

– Sizi az önce bankada gördüm, yüklü bir para yatırırken çok uğraştınız, dedim.

– Evin kirasıni gönderdim.

– Kira için o kadar çok para mi yatırılır?

– Yirmi sekiz bin lira; iki yüz liralık banknot olsada bir tomar kadar çok görünüyor, dedi.

Tam çıkarken eşinin kirayı internet bankacılığından değil, bankadan yatırılmasını istediğini söyledi. Tabi daha kolayı varken, eşinin niçin kirayı banka havalesi ile yatırtmak istediğini sormadım. Doğal bir diyalog içinde geçen bu konuşmalar sonrası hoşça kalın diyerek çıktı.

****

Gerçekten dört- beş milyonluk bir ev alsak acaba parayı nasıl taşıyacağız elimizde.Taşısak ne kadar güvende hissederiz kendimizi. Bu kadar paraya da güzel bir ev alamıyorsun ki? Hele yeni ise ev, on milyonu gözden çıkarmak gerekir. Peki orta halli bir aile bu kadar parayı nasıl biriktirip ev alacak. Yeni evlenen çiftler, asgari ücretle çalışanlar, bir ev hayali kurabilirler mi? Sorular, sorular, yanıtsız sorular. Şimdi yanıtsız kalsa da sorular, bir gün umudun içinden çıkacak yanıtlar.

Kuyumcuya:

– Bir çeyrek altın ne kadar, dedim.

– 9000 TL.

– Vay be, çektim. Daha üç ay önce yedi bin idi.

On yıl önce düğünlerde yakınlarımız için bilezik- dost ve arkadaşlarımızın sünnet düğünlerinde çeyrek altın hediye takardık. O zamanlar gram altını hiç bilmezdik. Şimdi gramın da grami çıkmış, yarımı, çeyreği de. Çalışan veya emekli için şimdi düğünlerde gram altın bile takmak oldukça lüks sayılır oldu.

Kuyumcuya:

-Bana iyisi bir gram ver, dedim. Fiyatını sorunca:

– 4200 TL. dedi.

****

En son iki ay önce birikim için almıştım bir gramı. Bu arada haberlerde altın fiyatlari yükseliyor deniliyordu.

İnternetten baktım bir gram altın 5200 TL. diyor. Oysa benden kuyumcu 4200 TL. almıştı.

Doğru kuyumcuya gittim.

Beni görünce gülümsedi:

– Bende sizi arıyordum, telefonunuz da yok.

– O kadını aradım: O beyi sadece bankada gördüm, tanımıyorum, dedi.

Bende, nasıl olsa ilerde yine gelir, o zaman söylerim, bin lira eksik para almışım, diye; anlatırken yüzü gülümsüyordu. Hak yerini bulmuş, hesap düzelmışti. Eksik kalan bin lirayı kendisine uzattım. Hesap kapandı, rahatladı.

***

Artık her emekçinin, her babayiğidin hakkı değil 5200 liralik bir hediye. Birikim yapanlarda artık benim gibi iki- üç ayda bir, gidim gidim gram altın biriktirebiliyorlar. Bunu bile herkes yapamıyor, kimbilir. Bu zamanda her ay bir gram altın alıp, bir köşeye atacaksın. Kolay mi? Hani nerdee?

Yirmisekiz bin lira kira- bir servet yatırıyor gibi hissetmiştim o an. Bir çeyrek altına de bir servet veriyorsun gibi hissediyor insan. Daha dört yıl önce 2021 yılının ilk aylarında maaşımla, bir çeyrek altın ancak alabiliyorsun bu günlerde.

****

Anı da değil bu. Yaşanmışlıklar. Gözlemler, duygular, zamana düşen izler: Nokta nokta tarihe bir iz bırakan. Küçük büyük demeden yazılabilmeli pekçok şey. Anlamlı da buluyorum bunu. Mina Urgan, Montaigne daha bir çok yazar ve filozofun yaptığı gibi. Halkın ruhunu ve zamanı yansıtmalı yarına… İnsanlık halleri ile bunu yapıyorum biraz da.

Artık öğrenerek yaşama devri bitti: Yaşayarak öğrenme devrine geçiyoruz hep birlikte.