Yazıya başlarken günlük dilde çok kullanılan bir sözden, bir de bir atasözünün uygulamada nasıl çürütüldüğünü verilerle açıklığa kavuşturacaktım.
Birincisi ” Hersey benim başıma geliyor” sözü idi.
İkincisi de “Ite bulaşacağına çalıyı dolaş” atasözü.
Yazım bu iki kavram üzerine düşünülmüştü.
Ama günlük yaşamda daha genel sorunlar insan yaşamını olumsuz etkileyince, yazının akışı doğal seyrini değiştiriyor.
Bu kavramlar üzerinde yazacaklarım artık ikincil planda kaldı.
Şimdi kısaca 3621 sayılı “Kıyı Kanunu” ndan söz edeceğim.
Kıyı kanununu okumuşsunuz veya duymuşsunuzdur. Kıyı kanununun uygulanmasına dair yönetmelikte çıkarılmıştır.
Bu yönetmelik, kanunun 5 ve 16. maddeleri gereğince düzenlenmiştir.
Buna göre; “Sahil şeridinde yapılacak yapılar kıyı kenar çizgisine en fazla 50 metre yaklaşabilir” denilmektedir.
Bu kapsamda; kıyılarda ilk 50 metrede sadece halkın kullanabileceği yaya yolu, gezinti ve dinlenme alanları ile rekreatif alanlara izin verilmektedir.
×××
İzmir Gümüldur’ de küçük bir burun var. Bir S yapmış denize doğru. Beş metrelik kadar yükselmiş, denize sıfır, dalgalar yalıyor kayalıkları. Suyu mavi ve pırıl pırıl tertemiz.
Harabe olmuş tarihi yapılar gözüküyor uzaktan. Büyükçe de bir alan. Yükseltiden sonra düzleşiyor, daha içeri doğru harabe şeklinde eski yapılar mevcut. Yazlıkçılar kullanıyor burasını. Dikenli telle çevrilmiş etrafı. Özel mülk yazıyor kapıda. Ama kapı genelde hep açık olur sabahları.
Ürkmez ve Gümüldür sahillerini çok severim.
Tatile gidince saat 06.00’da kalkar, erken saatlerde ordan geçerdim hep. Bazen köpek havlamaları duyardım. Özel mülk denilen alan içinde havlarlardı hep, ben geçerken.
Gündüz gözüyle geçtiğim için rahattım. Köpeklerden korkmazdım. Bazen yerden küçük bir çalı alır, bazen taş tutardım elimde.
80 metre genişliğinde harebe alandan geçer Ürkmez’in güzel sahil yoluna çıkardım. Sahil yolu güvenli olurdu, sabahları erken kalkanlar bu yolu kullanırdı. Kalabalık olurdu, kilometrelerce sahil serit yolu, gidip, gelenlerle dolardı.
Bu arazi kimin derdim hep. Sahilde yürüyüş yolunu kesmişler. Kamunun ve milletin denize ulaşmasını engellemişler. O açıdan özel mülk denmesine rağmen ısrarla mülk içindeki patika yolu kullanarak sahile inip yürürdüm her tatile gidişte.
Bir kez uyarmışlardı, burası özel mülk diye.
Ama kıyı kanunu vardı, hukuka uygun geçtim gittim yıllarca.
Bu yıl bu mülke yakın koyda yüzen bir Prof.’ la tanıştım. Burası sit alanıdır, dedi. Şimdi hatırlı birinin eline geçti. Otel yapmak istedi ama, itiraz edince yapamadı. Hatta buralar liman olacaktı, çok mücadele ettim, başka bir yere yapıldı.
Beni burdan geçme diye iki yıl önce uyaran kişi, uzakta sahile inen bir yol var demişti. Ama yinede hukuka uyarak geçtim bu senede elime iki taş alarak.
Bir daha da geçemedim.Tatili yine tamamladım. Denizden ve yüzmeden uzak duramadım.
Devamı başka bir gün…
03.09.2023
Özgen Dursun