Geçenlerde büyük bir araba galerisini dolaştım.
Güvenlik kapısından girerken genç bir adam karşıma çıktı. Ince yapılı, beyez gömlekli, yakışıklı. Selam verdim, gülümsedik karşılıklı.
– Araba almak için hangi tarafa yürüyeyim dedim.
– Parana göre, dedi.
– Sağ tarafa yürürsen lüks markalı arabalara binersin, sol tarafa yürürsen yine çok iyi arabalar var, zenginliğine göre bir kapı seçeceksin.
– Ya fakirsem, dedim.
– Bu sefer, keşke hiç gelmeseydin, dedi. Bari mutsuz çıkmazdın.
Ben bu diyaloğu kurarken, yanımızdan uzun boylu 35 yaşlarında bir bey geçti. Tek başına hızlı hızlı yürüyordu.
Selam bile vermeden, araba almaya geldim, dedi, sert bir tonla. Yüzü asık hızlıca güvenlikten geçerek sağ tarafa yürüdü.
– Çok parası olanlar belli oluyor dedim. Yüzüne bile bakmadı.
– Herkes böyle değil, para insanları çok şımartıyor, çoğu selam bile vermiyor. Hal hatır soranlar da çok ender oluyor, dedi.
Sağ tarafa yürüdüm, bir bakayım, bu tarafta hayat nasıl diye geçirdim içimden. En lüks arabalar en uzakta demişti, en uzağa doğru yürümeye niyetlendim.
Varış noktasındaki binanın kapıları bile gizli diye düşündüm. Arka tarafı dolaştım, bir kapıdan girdim.
Girişe yakın bir odada bir kadın bilgisayar başında çalışıyordu, iyi günler diyerek ilerledim.
Galeri bölümünde ise üç lüks araç gözüme ilişti. İlerde genç bir kadın ayakta duruyordu, beni görünce uzaktan hoş geldiniz dedi.
İyi günler dedikten sonra:
– Devlette uzun yıllar görev yaptım, yöneticilik, müdürlük yaptım, buradan bir araba alabilir miyim?
– Alamazsın, en ucuzu bak şu araba 7 milyon sözleri ile birlikte elini işaret ederek arabayı gösteriyordu. Geriye doğru dönerek arabaya baktım. Oldukça güzel bir araba. Bunları rahatça kim alıyor diye içimde bir düşünce oluştu.
– Peki, şu araba?
– Oda, 11 milyonun üzerinde.
-İçine bakmaya para alıyor musunuz? Diye takıldım.
– Sizin için şu aracın kapısını açayım, bir görün, dedi.
– Tak diye kapının uzaktan açılma sesi duyuldu.
İçine oturdum, arka kapıyı açtım, baktım. Oldukça lüks bir araçtı.
Bir kitapta güzel bir söz okumuştum: “Alabileceğiniz en iyi evi alın, ama araçlar için güvenli olanını, pahalı olması gerekmez” diyordu.
11 milyon ve üzerinde araba parası veren insanları düşündüm içimden. Burası acaba hangi müşterilerin uğrak yeri diye merak ettim. Bir dizi düşünceler geçti usumdan. Teşekkür ederek, hoşçakal dedim, gülümsedim çıkarken de.
Lüks araçların bulunduğu başka bir bölüme girdim.
-En boşu 1.8 milyondan başlıyor dedi genç bir kadın.
Bu bölümdeki galeride bulunan dört aracın fiyatlarını hızlı hızlı saydı.
En ucuz olanın içine bakarken, 30 yaşlarında iki genç adam daha geldi. En pahalı aracın etrafında dolaşmaya başladılar.
– Bunu alalım, dediler.
Fiyati 3.5 milyondu.
İçimden, bu kadar genç insanlar ne kadarda kolay alıyor böyle pahalı araçları, diye geçirdim.
Devlete verdiği hizmetler, ödedikleri vergiler, ne iş yapıyorlar acaba? Bu ülkenin kalkınması için neyi, ne kadar ürettiler? Ticaret yapıyorlarsa, bu genç yaşta bu paralara nasıl ulaşıyorlar? Genç yaşta bu arabayı alacak kadar, bu kadar çok parayı nasıl kazaniyorlar. Üstelik bu ikinci arabaları olacakmış. Bu memlekette nasıl bu kadar kolay para kazanılıyor. Kendimle, devlete yaptığım hizmetlerle karşılaşırdım. Düşünceler düğümlendi içimde.
Düşünceler, düşünceler. İnsanların yaşam kaliteleri neye bağlı?
Çok çaba göstermeden kolay ulaşılan lüks araçlar, insanlığın hizmetine sürülen lüks eşyalar, makineler, evler, yatlar, katlar. Peki insanı mutlu eden nedir ki?
Emeksiz, alınteri dökülmeden elde edilen ihtiyaçların insanı doyumu çok uzun sürmüyor elbette.
Pahalı olması daha çok doyum sağlamıyor. Mutluluk verici etkisi daha kısa süreli oluyor. Zor elde edilen ihtiyaçların insan ruhundaki olumlu etkisi ve enerjisi çok daha uzun soluklu oluyor.
Insan egosunun tatmini sürekli yeni bir açlık doğuruyor. Ölünceye kadar hiç bir zaman bu egosu da doğru dürüst tatmin olmuyor. Ne kadar kolay ulaşılırsa lükse, o kadar da aç gidiyor bu dünyadan.
Bence insanın içini duyuracak, boşluktan kurtaracak, insanlik için daha değerli olan kavramlar ve düşüncelerle beslenmeli insan.
Göreceli mutluluk insanin gelişimini sağlayan değerlerdedir.
02.09.2023
Özgen Dursun