Bu söz bana ait değil. Bu kavram “Bireysel Psikolojinin” mimari Alfred Adler’ e ait.
Günümüz koşullarında çok anlam ifade ediyor. Her yerde görebilirsiniz bu insanları. Ailede, çevrede, özel- resmi iş yerlerinde çalışan veya yöneticilerde bu insanlar rahatlıkla görülebilir.
Ailede; baskı altında ilgisiz ve sevgisiz büyüyen çocuklar suça yönelir ve yaşamın faydasız tarafına geçebilirler.
Dikkat edilmese; şımartilan, sorumluluk bilinci aşılanmayan çocuklar seçimlerini hayatın faydasiz tarafina çevirebilirler.
Sevgisel doyumsuzluğu; agresif, hırçın hale getirebilir. Okula gitmeyi keserler. Böylece enerjilerini hayatın faydasız tarafında harcarlar. Kötü alışkanlık edinirler, eve geç gelirler, sokakta arayış içine girerler. Tercihleri artik hayatın faydasız tarafına yönlendirilmiştir. Ta ki alie geç kalmadan, çocuğun tercihini yaşamın faydalı tarafına çevirene kadar.
Çevrede de çok görülür böyle ınsanlar. Insanlıktan, güvenden, hayatın anlamlı değerinden yana seçim yapmadıklarını görürsünüz. Kişilik erozyonuna uğramış, bencilce, güvensiz hal ve tutum gösterirler.
Genelde, başkalarından onay görme ihtiyacı ile yaşıyoruz. Oysa Adler psikolojisi; “başkalarından onay gorme ihtiyacini” red ediyor. Aslında insan “bu onayı aramamalidir” diyor.
Çevrede; hayatın faydasız tarafında düşünce ve duygu dünyaları yoğrulduğuna dair izleri her yerde rahatlıkla görülebilir.
Özel ve resmi iş yerlerinde bu tip çalışan ve yöneticiye çokça rastlanılmaktadır. Görevini aidiyet duygusundan uzak, isteksiz, zoraki yapanlarla fazlası ile karşılaşılabilir.
Işine karşı sevgi ve ilgi duymadan sıradan yaklaşanlar mevcuttur. Yöneticiler de bile bu tarz tutumlar çok görülür.
Zamanını işinde ve hizmet anlayışında kamu yararı gözeterek etkin ve etkili bir tarzda kullanmaz. Bilinçaltı, düşünce ve duygu yoğunluğu küçük kişisel çıkarlar için kullanılir.
Isimi daha iyi nasil yapabilirim? Anlayışından uzak bir şekilde; koltuğumu nasıl korurum ve bir üst makama nasıl yükselirim diye yoğun emek ve çaba içine girilir.
Kurumun imajı ve gelişimi, hayatın faydalı tarafında etkin hizmet anlayışı ve gayreti önemsenmez.
Böyle bir bilinç geliştirme anlayışı bile düşünülmez.
Topluma, insanlara ve paydaşlara daha güzel hizmet etmenin o yüksek değeri önemsenmez.
Oysa, bir yönetici yaşam tarzını önce kendine, sonra kurumuna, sonra da diş dünyaya anlam katma yönünde değiştirirse hem kendini, hemde kurumunu geliştirmiş olur. Bu da Adler’ in bireysel psikolojideki önemli kavramlarından biridir.
Öğrenmeden, gelişmeden, değişmeden her gün ve her yıl yinelenerek devam edip gider.
Huzurlu ve kalkınan toplumlar, artik tercihlerini yaşamın faydalı tarafında daha çok kullanmaktadırlar.
Ülkemizde ne zaman insanların çoğunluğu tercihlerini, bilgi ve birikimlerini dürüstçe, güven anlayışı içinde hayatın faydalı tarafında halkının yararına kullanırlarsa o zaman gelişmiş toplumların arasında yerini alacaktır.
22.10.2022
Özgen DURSUN