YAPRAĞI YEL GÖTÜRDÜ- DERDIMI SEL GÖTÜRDÜ

Nur bir yüzü vardı. Cildi oldukça beyazdı. Ak düşen saçları, beyaz tenine oldukça uyumluydu. Belkide bu yüzden Pamuk Nine derlerdi adına. Dini ritüelleri oldukça yoğundu. Beş vakit namazını kaçırmazdı. Sağlığı elverdiğince her ramazanda üç ay oruç tutardı. Dürüsttü. Komşunun malına göz dikmezdi. Sanki güven abidesi idi. Torunlarını da öyle yetiştirdi. Oğlu Zihnî, gelini Nezaket aynı insanı değerlere sahipti, kimsenin hak ve hukukuna el uzatmazlar, göz koymazlardı.

Aynı ailede üç erkek, iki kız torunları vardı Pamuk Nine’nin. Cami imamlarının dini kurslarına hicbiri gitmedi. Pamuk Nine’de zorlamadi torunlarını. Ebeveyenlerde. Hepsinin hayalinde okutup adam etmek vardı.

Bunun için çok dua ederdi bu Nur yüzlu nine. Ağzından hiç dua düşmezdi. Mahallede bir hayvan kaybolduğunda komşular gelip çakı bıçaklarına kurdun ağzını bağlatırlardı. Kaybolan hayvanları kurt veya ayı yemesin isterlerdi.

Birisinin bileği incindiğinde veya ayak topuğuna birşey olduğunda Pambuk Nine imdada yetişirdi. Gelip ağrıyan yere okuturlardı

“Burğuğun ağaçları

Ağacın dalları

Dalın budakları

Budağın yaprakları

Yaprağı yel götürdü

Derdimi sel götürdü

Keşiş yumurtaya gitti

Ben tavaya gittim

Keşiş yumurtadan gelene kadar

Ben tavadan gelene kadar

Yer yarıldı

Damar açıldı

Kan yürüdü”

Bu nakaratı Pamuk Nine kısmen içinden, kısmen sesli defalarca okur, ağrıyan yeri ovarak üflerdi. O kadar sık yaşanırdı ki bu okumalar,

çocuk beynimizde iyice yer etmişti.

Ninemin o duaları üç kardeşe de yaradı

Üçüde adam oldu.

Orman Yük. Mühendis olarak uzun süre Orman Işletme Şefliği ve Orman Işletme Müdürlüğü yaptım.

Ailemin ve özellikle ninemin hak-hukuk- adalet ve dürüstlük konusundaki mesajları bilinçaltıma iyice işlemişti. Haksız bir yere , hak etmediğim bir mala el uzatmada bu bilinç hep yol gösterici oldu.

Kamuda halka hizmeti hep çıkarsız ve beklentisiz yaptım. Halkın ışını görmede ve kolaylaştırmada asla çıkar gözetmedim.

Herhangi bir davette o davetin altında çıkar olup olmadığını düşündüm. Her davete gitmedim. Her yemeğe katılmadım. Bu konuda oldukça seçici davrandım.

Ormanda bakım yapan üreticilerin sofralarina denk geldiğimde rahatça oturdum. Onların peynir, zeytinini yedim, çayını içtim.

Önüme parasal anlamda, çıkarsal fırsat çıkaranlar oldu. Hiç yan bakmadım. Elimin tersi ile ittim.

Bu tutum ve davranışlarımin temelinde haram düşüncesi yerine Ninemin ve ailemin rol modeli, hak ve dürüstlük mesajları vardı. Dini ritüeller çerçevesinde ruhumuz ve dünyamız şekillenmedi. Hak, hukuk, dürüstlük ve güvenilir bir insan olma bilinci ile dünyamız yoğruldu.

Günümüzde ne yazık ki dini söylem ve ritüeller bir moda gibi fazlasıyla öne çekildi; hak, hukuk, dürüstlük, güvene dayalı insanı değerler arka sıralara itildi.

Peki şimdi bu yazıyı neden yazdım?

Uzun zamandır kullandığım ve oldukça kullanışlı ve kaliteli olan bir şemsiyem vardı.

Yağmurlu havalarda yürüyüşe çıkarken onu yanıma alırdım. Yağmur dinince parkur kenarında bir ağaca asardım. Bu ağaç 300 metrelik parkurun her noktasından görünürdü. Çünkü elips bir çember çizerdi.

Çalınabileceğini düşünürdüm. Yinede insanlara güven duymak lazım derdim. Riske girerdim.

Çalınırsa üzülmeyecegimi içime tembihlerdim.

Çünkü bu benim icin aynı zamanda sosyal bir deneydi.

Bu akşam beş tur yürüyüşten sonra şemsiyenin yerinde olmadığını gördüm.

Semsiyeyi astığım üç metrelik park ağacına on metre uzaklıkta beş lise öğrencisi bir bank çevresinde toplanmıştı. Üçü oturuyordu, ikisi ayakta idi. Aklıma geldi ama , şemsiyeyi yerinden almadım. Çocuklar ile birlikte şemsiye yok olmuştu. Üzülmedim, sadece gülümsedim:)

Peki, sahibi olan veya ihtiyacı olan birinin malını sahiplenmek günümüzde bu kadar kolay mi?

Vicdan yaşam içinde bunu nasıl sindirecek bilmiyorum.

Günümüzde ihtiyaç sahiplerinin haklarını kolayca elde etmek, ele geçirmek veya sahiplenmek vicdanları hiç yaralamıyor mu?

Artık, örnek bir idol değilse; helal ve haram diye mesaj verenler, gençlerde etkili bir bilinç oluşturmuyor, bilinçaltında etkin bir yer almıyor. Bunun yerine idol haline gelen rol modellerin; hak- hukuk, adaletli dürüst bir davranış modelleri çok daha etkili olduğu açıktır.

O şemsiyeyi haksız yere sahiplenen o kişinin vicdanını uzun süre ne şekilde rahatsız edeceğini ne yazık ki bilemeyeceğim.

Onu bir ihtiyaç sahibine vermeyi inanınız çok arzu ederdim.

O şemsiyeyi alan kişinin gerçekten ihtiyacı varsa da almışsa, yinede helal olsun.

19.03.2022

Özgen DURSUN