Bir düşüncenin izinde

Ne okumak istersiniz?

Kapatmak için Esc tuşunu kullanabilirsiniz.

YANITI ARANAN DÜŞÜNCE

Uzun soluklu yöneticiliğimde performansa göre ödüllendirmeyi çok önemserdim.

Işını severek yapanları, gayretli çalışanları, “işimi daha iyi nasıl yapabilirim” diyenleri çok severdim.

Böyle çalışanları görünce kendi işimi yapıyorlarmış gibi duygulanır, çok mutlu olurdum.

Ödüllendirmenin yanında, küçük “teşekkür kartlari” yazarak kapalı zarf içinde kendilerine ulaştırırdım.

Sigmund Freud ve Carl Jung ile birlikte çalışmış dünyaca ünlü bireysel psikolojinin mimari olan Alfred Adler’in felsefi ve psikolojik fikirlerini, öğretilerini bir süredir araştırıyorum.

Bu öğretilerinde beni şaşırtan yaklaşımlar önüme çıkıyor.

Adler; ödül ve ceza eğilimini eleştiriyor.

” Kişi ne övgüde bulunmalı, ne de azarlamalı” diyor.Bunu manipülasyon olarak görüyor.

“Insan kaynakları yönetimi” bölümü de okumuş biri olarak; yöneticilikte mecbur kalmadıkça ceza ve azarlama modu doğru değildir, diye düşünenlerdenim. Adler’in bu yaklaşımını kabul ediyorum.

Ama peki ya “ödüllendirme”? Bilimsel anlamda bunun yanlışlığını henüz kabul edemedim.

Eğer, bilimsel, mantıklı, psikolojik bir yaklaşımını öğrenirsem, insanı açıdan doğrusunu içime sindirirsem bir gün bu konuda bir yazı daha yazacağım.

Bu fikri, düşünceleri, önerileri olana ucu açık bir yazıdır.

Öğrenmeğe ve araştırmaya devam. Elbet bir gün yanıtını bulacağım.

05.05.2023

ÖD

Facebook’ta paylaş (yeni sekmede açılır)Yazıyı sevdiklerinizle paylaşın.

Bu tarayıcıda hatırlanır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir