YAŞAMA DEĞER KATAN ANLAMLARIN BÜYÜSÜ

Ünlü ” Üçüncü Viyana Okulu’nun ve logotarapinin kurucusu olan Viktör E. Frankl ” babasından söz ederken, her zaman adalet timsali biri olarak tarif etmiştir. Tıp eğitimini neredeyse açlıktan kırılacak durumdayken bıraktığını, Theresienstadt’ta açlıktan ölmek üzereyken, boş bir fıçının üzerine yapışmış patates kabuğunu soymaya çalışırken yakalandığını anlatmıştır.

“Auschwitz’den sonra ben de delicesine bir açlığın pençesine düştüğüm Theresienstadt toplama kampına gönderildiğimde, babamın neler yaşadığını anladim”, diyor.

“Kamptayken ben de buz tutmuş zemine yapışan ufacık bir havuç parçasını kazımaya çalışmıştım; hem de tırnaklarımla”…

Frankl, bu kamptan nasıl kurtulduğunu ‘İnsanın Anlam Arayışı” kitabında uzun uzun bahseder.

×××

Birinci Dünya Savaşı yaşamış uluslar çok zor süreçlerden geçmişlerdir.

İkinci Dünya Savaşı’nın bizzat içinde olmuş uluslar da; yokluk, açlık, acı, gözyaşı ve ölümle boğuşmuşlardır.

Merhum Ismet İnönü’nun savaş deneyimi, öngörüsü ve devlet adamlığı sayesinde bu savaşın kıyısından sıyrıldık. Çocuklar o savaş sürecinde ekmek karneleri gördü ama babasız da kalmadı.

Günümüzde ise bu halk yaşamını sürdürmede hiç bu kadar geçim zorlukları ile karşı karşıya kalmadı.

Bugün pazarda domates 35 TL. olmuş, daha iyisi dersen 40 TL. Bütçeye göre 20 TL’ ye de var; lezzetsiz, ezik ve çürük.

Karpuzun fiyatlari günlük değişiyor. Bir bakmışsın 4,5 TL olmuş, bir bakmışsın 5.5 TL. Bugünlerde ise 8.5 TL.’den satılıyor. Oysa yaz aylarına doğru hep düşerdi. Fiyatlarin ayarı da değişti.

Pazarı dolaşanların gözleri fal-taşı gibi açılıyor. Insanlar durgun, şaşkın ve çaresiz. Kim neyi ne kadar alacak, yalnız ve güvencesiz kalıyor insan bu durumda.

Domates Adana ‘da yandı diyor pazarcı. Domates yok diyor, bolluk yok.

Dolaşıyor bir söz arada; “yaşın yanında kuru da yandi” diye. Yanan yanana hadi bakalım.

Dün bir berberde saç traşı oldum. Dükkandan çıkarken bak bozuk para veriyorum, dedim. 200 TL uzattım.

– Zaten bozuk para, dedi. Dedi de dedi…

– Artık en küçük paramız oldu 200 TL, hiç birşey alamıyorsun doğru dürüst onunla da. Saç sakal traşı olmuş 150 TL, nasıl ayakta kalacaksın, bilmiyoruz ki? Bu gidişle kapatır herkes dükkanını.

Dert yandı da yandı. Kime bir laf söylersen, bin ah işitiyorsun.

Bir başka markette bir küçük tutam maydanoz ile bir gazete aynı fiyat, hangisini alayım diye sordum satıcıya:

– İkisini de alma dedi, bana.

-Nasıl yaşayacağız böyle, bilmiyoruz ki?

Sızı vardı dilinde.

Frankl, “çaresizlik anlam olmadan acı çekmektir”, demiş. Anlam bularak o çaresiz koşullarda sağ kalmış.

Ya çaresizlik koşullarına sürüklenen çoğunluksa, nasıl anlam bulacaktır bu yaşadıklarına.

Sızı ya yüreğine kadar inerse…Anlamsızlık ve umutsuzluk içinde kalır o zaman.

Çaresiz kalmamalı bu ulusun halkı, hiçbir zaman.

08.07.2023

Özgen Dursun