Binlerce Yılda Oluşan Bir Ekosistemin Yok Oluşu

Türkiye gibi Akdeniz iklim kuşağında yer alan ülkeler; orman yangınları açısından yaz aylarında büyük bir tehdit altındadır.

Son yıllarda, özellikle yaz aylarında ülkemizde görülen orman yangınlarının sıklığı ve şiddeti belirgin bir şekilde artmıştır.

2025 yılının Temmuz ayında birçok bölgede yaşanan orman yangınları, büyük alanların tahrip olmasına, binlerce canlının ölmesine, ne yazık ki orman işçileri ve AKUT gönüllülerinin hayatını kaybetmesine de neden olmuştur.

Yüksek sıcaklık, düşük nem ve artan rüzgarlar, yangın riskini ciddi oranda artırmaktadır.

Ülkemizin değişik bölgelerinde aynı anda büyüyen ve felakete dönüşen orman yangınlarının önünü kesmek, ilerlemesini durdurmak gerçekten çetin ve zor bir iştir.

Yangına ilk 15 dakikada müdahale yangının büyümesini önlemek açısından hayatı önemdedir.

Tarla temizliği, anız yakma, dikkatsiz piknikler, elektrik iletim hatları yangın risklerini artırmaktadır.

Ülkemizin doğal serveti olan ormanların korunması, sadece bir çevre politikası değil, aynı zamanda bir ulusal güvenlik meselesidir.

Yangınlarla etkin mücadele, ancak bilimsel bilgiye dayalı, planlı, eğitimli ve güçlü bir kurumsal yapı ile olanaklıdır. Kaybedilen her ağaç, her canlı, telafisi zor bir kayıptır. Bu nedenle orman yangınlarına karşı önleyici, hızlı, kararlı ve bütüncül bir mücadele yaklaşımı benimsenmelidir.

Orman yangınlarına karşı etkin ve etkili mücadele için yapılması gerekenler, hem bilimsel hem de uygulamali temeller üzerine kurulmalıdır.

Tüm Orman çalışanları yanında; başta Orman Yangın Ekipleri, Orman Muhafaza Memurları, Orman İşletme Şefleri, Orman İşletme Müdürleri canla- başla bu yangınlarda bir fiil elinden geleni yaptıklarını biliyorum.

Buna rağmen son yıllarda Orman yangınları artarak devam ettiği görülmektedir. Bu artışta küresel ısınmanın yanında, yönetimsel eksikliklerin de olduğu göz ardı edilmemelidir.

Her bir orman ağacından ve her metre kare orman toprağından sorumlu olan Türk ormancısı; elinden gelen tüm gayreti göstermeyi vatanı bir görev olarak kabul eder.

Gerek orman kaçakçısı peşinde, gerek ormanlara bakım çalışmalarında gerekse orman yangınlarının önlenmesi konusunda cani gönülden çalışmayı içtenlikli bir görev sayar.

Ormancılık bilimi ile donanımlı Orman Mühendisi; pratikte yaptığı uygulamalar ile tecrübesini artırır, ormanların yönetişiminde yetkin ve etkili bir seviyeye ulaşır. Uzun yılların emeği ve gayretiyle tecrübesini yüksek seviyeye taşır.

Türk ormancısı özünde ormanların yanarak yok olmasını yurt savunması olarak görür.

Sakarya Meydan Muharebesi ve Kurtuluş Savaşı’nda, üstün komutan Mustafa Kemal Paşa bu yurdun savunmasını riske bırakmadı. Bütün zorluklara rağmen başarılı olmak için en küçük ayrıntılarına kadar planını yaptı. Türk ormancısı da küresel ısınmaya rağmen, sıcak yaz aylarında milli servetimiz olan ormanları, yangınlara karşı koruma ve tedbir almada en etkili planlarını devreye sokmalı, süreci başarılı bir şekilde yönetmeli, tesadüfe bırakmamalıdır.

Thebai’li general Epaminondas*; M.Ö. 410′ da doğup, M.Ö. 362’de ölen, “Çarpık Düzen” stilini geliştiren bir komutandır. Başarısı sayesinde Thebai ve Hellas yönetiminde birinci adam olur.

Epaminondas’ın geliştirdiği Çarpık Düzen** taktiği ile Sparta ordusunu bozguna uğratır. Büyük İskender’in babası II. Filip de bu taktiği uygular. Büyük İskender’ de girdiği savaşlarda ki başarılarıni Epaminondas’un Çarpık Düzen taktiğine borçlu olduğunu ifade eder. Türk ve Osmanlı ordularının kullandığı “Sarma” ve “Hilal” taktiklerininin kökeninin eski Orta Asya geleneklerine dayandığı bilinse de Çarpık Düzen’le benzerlik gösterir. Mustafa Kemal Paşa komutasındaki Kurtuluş Savaşı ve Sakarya Meydan Muharebesinde Çarpık Düzen’ in gelişmiş örnekleri görülür.

Burada durup biraz düşünmek gerekir. Kritik soru şu: “Eski bildiklerimizle, yeni cevaplar bulamayız.” Nasıl ki; Atatürk MÖ: 350′ ye kadar gidip, çok başarılı komutanların taktiklerinden yararlanıyor, eski Asya geleneklerinden dersler çıkarıyor: Türk Ormancısı’ da alışa-gelmiş yöntemler ve planlar; bu iklim değişikliğinde işe yaramıyor, diye düşünmelidir. Üstelik insan odaklı olmayan yönetimsel hatalarla birleşince, binlerce hektar orman alanı halkın gözü önünde göz göre göre yanıp kül oluyor.

Bir sonraki yazıda yönetimsel sorunlar üzerinde durulacaktir.

xxxx

Ateş; ısınma ve yemek pişirmede dost olsa da Ormanda düşmandır, ormana sokulmamalıdır. Sokulduğu anda yok edilmelidir. Bir kıvılcım büyüyünce milyonlarca düşman askeri olur, her bir saniyede, bir çığ gibi ilerledikçe çoğalır, çoğaldıkça daha hızlı ilerler. Rüzgarın şiddeti ile hızı daha da artar, geometrik bir büyüme gösterir, ağaçlarda tepe yapar, etkisini ve gücünü artırır. Yiyeceği, önündeki otsu ve odunsu bitkidir, önünde ne varsa siler süpürür. Duramazsın karşısında, büyüyen sel gibi akar. Tek çaresi önündeki yiyeceği uzaklaştırmaktır.

O halde ne yapacağız? Ateşi ve ateş üreten hiçbir şeyi ormana sokmayacağız. Zorunlu durumlar (elektrik iletim hatları) için etkin tedbirler alacağız. Tüm halkı da buna göre eğiteceğiz.

Bu da yetmez; ormana kaçan, gözden kaçan bir dumanı, bir ateşi görüldüğü anda yok edeceğiz.

Önce sorunu doğru tahlil edeceğiz, sonra çözümler geliştireceğiz.

Yönetimsel eksikliklerden söz edersek: Bir kere bu mesleği sevenleri kaçırdılar, kimisini emekli ettiler erkenden, kimisini başka kuruma sevk ettiler.

İşini severek ve iyi yapanı atıl durumda bıraktılar. Gönlünu kırdılar, içlerinde yara açtılar bir tarafa attılar.

Onların içinde; gece- gündüz çalışan, zamanını dağlarda, ormanların en ücra köşesinde halkın hizmetinde ve ormanların geleceği için asil görev anlayışında dürüstçe çalışanlar yükselmek için çareyi başka yerde aramazlar: Sadece işinde elinden gelen en iyisini yaparlar.

Hem öğrenerek, hem de mesleğini sevgiyle yaparak uzmanlaşmış; tecrübe edinmiş orman mühendisleri aktif görevden uzaklaştırıldı. Liyakat göz ardı edildi.

Yürekten işini yapanlar, başka bir arayışın içine girmeyenler sevilmez, yükselemezler. İşini iyi yapmanın çabası içinde olanlar üst makamlara kolay gelemezler. Sadece işini iyi yaparlar, çalıştıkça çalışırlar.

Bir kısmı da; işini sevmeden, “görevimi daha iyi nasıl yaparım demeden bir politikacının arkasına düştu. Bir hatırlının, bir ilçe başkanının veya bir başka etkin grubun peşine takıldı, erken ve hızlı yükseldi. Erken mavin oldu, müdür oldu, bir kısmı da bölge müdürü oldu. Hatta daire başkanı oldu, daha yukarılara taşındı.

Liyakat değer görmeyince, işini iyi yapmak, gayretli olmak üst kapıları açmaz olunca, kolaycılık yolu seçildi. Bilgi sahibi olmak, iyi yetişmek, görevini iyi yapmak anlamsız hale geldi.

Emeksiz, gayretsiz daha kolay açılınca üst kapılar, makamlar: Ormanlar ilgisiz kaldı, tedbirsiz kaldı. Yollar iyi öğrenilemedi, patikalar iyi bilinemedi.

Köyler boşalınca, köyde dumanı küçükken bastıracak genç kalmadı. Sadece yaşlılar kalınca, dağlarda çobanlar bulunmayınca, geride kalan halkın gönlüne ulaşılınmayınca küçük ateşler zamanında söndürülemedi. Yardıma kimse gelemedi, saatler içinde büyüdükçe büyüdü, yangın bir felakete dönüştü.

Yaz aylarında İşletme Şefi, Müdür Yardımcısı ve İşletme Müdürünün yeri değiştirildi, bir işletmeden başka bir işletmeye tayini yapıldı.

Daha İşletmesini tanımadan, yollarını, ormanlarını öğrenmeden, yangınla baş başa kaldılar. Orman yangınlarına karşı etkin tedbir almak için aynı işletmede en az birkaç yıllık tecrube isteyen bir meslek olduğu göz ardı edildi. Yollarını, ormanlarını ve halkını tanıma ve öğrenme fırsatı verilmedi. Böylece yangınlara karşı önleyici tedbirler yetersiz kaldı. Buna göre kara ve hava taşıtları desteği sağlanamadı. Yeterli ekipman bulunamadı. Halkın gönlüne ulaşılamadı, çözümler amacına ulaşamadı.

Halkla birlikte her bir vatandaşın etkin ve etkili desteği alınamadı. Yangınlar küçükken bastırılamadı. Ateş daha küçükken, duman daha başında bitirilemedi. Felakete dönüşen küçük kıvılcımlar Orman Ekosistemi ile birlikte bütün canlıları da yok etti. Felakete dönüşen orman yanginlarında ne yazık ki helikopter ve uçaklarda etkin işlev göremiyor, boşaltılan su yeterli olmuyor, yangının önünü kesmede yetersiz kalınıyor.

Sonuç: Orman Genel Müdürlüğü tüm enerjisini, gücünü ve bilgisini önce ormanda veya orman kenarı açıklıklarda ateş yaktırmamaya ayıracak. Sonra gözden kaçan ihmalden çıkan dumanları en kısa sürede bastırmak için halkla gönül bağı kurularak, ilk müdahale aracı, arazöz ve su tankeri duman yerine varmadan o dumanı söndürmenin çarelerini arayacak.

Çünkü yangın ekiplerinin ilk müdahalesi en erken ortalama 30- 45 dakikaları buluyor. Yangına çok hassas ormanlarda bu süre çok uzun bir süre.

Hava taşıtları desteği çok daha geç ulaşıyor. Ekipler yetişene kadar, hava taşıtları gelene kadar iş işten geçiyor, yangın çok büyümüş oluyor. Hele birde hava sıcak olursa, nem düşük, rüzgar şiddetli çıkarsa felaket göz göre göre geliyor.

Ormanlara yaz aylarında giriş- çıkışların yasak olduğu dönemlerde, ormanlarda, ormancilarla birlikte herkes dolaşıyor: trikingciler, avcılar, yöre dışından gelenler, maden arayanlar, maden işletenler vd. Bu durun yangın çıkma ve büyüme riskini oldukça artırıyor.

Son söz; tehlikelerin büyüklüğü öngörülüp, önceden etkin ve etkili önlemler almak için gerekli enerji, istek ve motivasyon yaratılabilmeli.

28.07.2024

Özgen Dursun

Orman Yük. Mühendisi

* Epaminondas, Michel de Montaigne, Denemeler, “Üç Büyük Adam” s, 181- 188

** Çarpık Düzen, Wikipedia, Epaminondas.