DAHA GÜZEL GÜNLER GELECEK YARINLARDA

Görünenden ve hissedilenden daha zor ve çetindir bu günlerde yaşamak.

Türk insanı gururludur ve utanır tüm gerçekleri çıplaklığı ile paylaşmaktan. Gizler, saklar, yüreğinde acısını yaşar, ama göstermez.

Anlatmaz içinde sıkışan dünyasını, açmaz kolay kolay bir yakınına, komşusuna. Sokakta da hissedemezsin içindeki acısını, gözlerindeki solukluğu.

Zor yıllar geçiriyorlar büyük bir çoğunluk.

Acılarını içinde yaşıyorlar, çaresiz, umutsuz.

İyice daralan demokrasi, özgür hissedememe duygusu, artan hayat pahalılığı karabasan gibi çöküyor insanların içine. Bu koşullarda toplumda Anhedoni* hastalığının arttığını düşünüyorum. Psikologlar, psikiyatlar elbet bunun farkında.

Lisansüstü eğitim almış biri olarak, 40 yıldır çalıştığım sürenin son 24 yılında bir hafta da olsa ailece her yıl denizi tatil yapardık.

Artık fakirlik üstümüze nasıl karabasan gibi çöktüyse bu yıl üç gün dahi olsa Ege’ de bir yerlere tatile gidemedik.

Jim Rohn’ un bir sözünü severim. “Bir yere sabitlenmiş ağaç değiliz, yerimizi değiştirebiliriz”. Deniz yoksa, havuz var.

İnsanoğlu çözümsüz değil elbette, ısrar sonuç getirir, yokluklar da öyle.

Yüzme sporu tuzlu denizde sadece bedeni değil, ruhu da doyurur. Havuzda bu doyuma ulaşmak tam anlamıyla olanaksız. Ama yinede olsun, hiç yoktan iyidir.

İşte burada Nietzsche’ nin şu sözünü de anımsamak lazım: “Yaşamak için bir nedeni olan insan her türlü nasıla katlanabilir”. Bu bakış tarzı da yetmez.

Viktor E. Frankl’ linin “İnsanin Anlam Arayışı” kitabı; acının, insanın iç dünyasında estirdiği fırtınaların yaşama kattığı anlam ve değerleri de anlatıyor. Zor da olsa yaşadıkların, yaşama kattığın anlam, zevk alma duygusunu üst seviyeye çekiyor.

Hele birde Julie Otsuka’nın ” Yüzücüler” kitabını havuz başında okursan, tatilin keyfine diyecek olmaz. Bu durumda, çalışsanda her hafta sonu tatildesin demektir. Beş gün izin alırsan, beş gün de tatildir sana. Yüzücüler kitabı da seni anlatıyor.

Bir havuz kitabı yazmış Otsuka. Ama o havuz bir başka havuz, havalı mı havalı Olimpik olanından. Havuzda yüzen insanların dünyalarını okursun, güneşlenirken.

Nerde bulacağim böyle bir havuz. Zaten belediye otobus biletleri de arttı artacağı kadar. Benim gittiğim havuzun uzunluğu 15, derinliği 1, 5 metre. Tabi olimpik havuz gibi seperatörlerde** yok. Kulvarlara da ayrılmamış, hızlı kulvar yüzücüleri de yok ki mezomorf*** vücutlu kişiler bulunsun.

Ama erken gidersen sekiz gibi, en az bir saat yüzersin tek başına. Enine de yüz uzununa da. Nasıl kulaç atarsan at, özgürsün.

Daha temiz hissedersin içinden, bilmesende ne kadar temiz olduğunu. Tek başına kapatmış gibi ruhuna işler zevki.

Geçen hafta sabah 08: 30 ‘ da, önce yavaştan başladı bir yağmur, git gide arttı sonra sicim gibi döküldü havuza. Nasıl da muhteşemdi. Denizde bu tadi bulamazsın. Zaten böyle yağmurda kendini sahile atarsın.

15 tur atmak yetiyordu bana, uzattım bir yarım saat daha. Gök gürültüsü ve kararan bir sabah saatinde, denizden aldığın zevk halt etmiş yanında.

Güneşleniyorsun bir de, çünkü açık bir havuz. Sonra insanlar geliyor yavaş yavaş, Yüzücüler kitabini okuyorsun, yüzücülerin arasında.

Ağaç bilimi okuduk, ağaçlar gibi sabit değiliz, havuz başında da mutlu oluruz.

Fakirleşse de cebimiz, enerjimiz ve coşkumuz içimizde. Biliriz ki geçecek bu zor günler, daha güzel günler gelecek yarınlarda….

10.08.2024

Özgen Dursun

*Mutsuzluk, isteksizlik ve hiçbir şeyden keyif alamama haliyle tanımlanan psikolojik bir rahatsizlik.

** kulvar ayırıcı toplar

***Omuzları geniş, fizikleri gösterişli.