Yeşilvadi mahallesinin çok uzun olurdu kışları. Baharda ise çamurdu yolları. Körpecik ayaklarına eski kara lastikleri giyerdi çocuklar; iki kilometre yürüyerek ancak varırlardı okula. Yollar patika gibiydi, eğri-büğrü. Sulu derelerden zar zor atlanarak geçilip gidilirdi sınıfa.
Küçük bir sınıfta, beş sınıf birarada en fazla otuz öğrenci olurdu. Birde küçük bir öğretmen odasi vardı. Yan tarafında da bitişik bir camisi.
Öğretmen komşu köyden gelip, evin ocağın boynundan( yamaçtaki evin üst taraftan giriş bölümü) geçerdi. 1960’lı yıllarda devlet bir öğretmen tayin etmişti bu mahalle mektebine.
Öğretmen Haşim Altun, Hanlı köyünden gelirdi. Suyu bol Hanlı deresinde; önce iki ahşap sırığın üstünden geçer, sonra geniş dere havzasındaki büyük taşlardan atlayarak geçerdi dereyi. Üç kilometre daha yürürdü okula kadar.
Yolu Zihni amcanın evinin ocağın boynundan geçerdi. Çocuklarının okumasını çok isterdi Zihni amca. Bazıları Zihni çavuş, bazıları Zineddin derlerdi köyde. Yalnızlık ve parasızlık çekmişti çocukluktan beri. Bir evin bir oğlu olduğu için, çocukları da küçük olduğundan evi bırakıp, bazıları gibi gidip Rize Çayeli’nde çay fabrikasında çalışamamıştı. Köy yerinde çok zorluklar yaşamıştı. Gurbet ele muhacir gitmeyi düşünmüş ama beş çocukla buna cesaret edememişti. Köy işleri yanında, terzilikte gelirdi elinden. Köy yerini satıp-savsa gitse Adapazari’na, terzilikle geçinebilir mıydı? Gece- gündüz vesvese edip dururdu hep. Ne yapsak, ne etsek acaba, annesine, eşine sorar danışırdı. Ama bir çıkış yol bulamazdı. Sonra bu hayalinden vazgeçti. Başka bir hayalin peşine düştü.
Öğretmenin geçiş saatlerini takip eder, ocağın boynuna çıkardı. Çocuklarını sorardı, dersleri nasil diye. Bunu belli aralıklarla hep yapardı.
– Çocukların çok iyi. Hiç olmasa birini ilçede okut. Orda daha iyi imkânlar var. Çocuk daha iyi yetişir, derdi hep Haşim öğretmen.
Bunu gelip duyururdu evdekilere. Mutlu olurdu. Bir yandan şartlarını düşünürdü. Artık bütün hayali buydu.
Sehirde, ilçede okutacak imkanı yoktu. Üç ineği, beş on koyunu vardı ancak. Ilçe uzaktı, nasıl okutsundu şehirde. Gece gündüz seslendirirdi evde. Vesvese eder, uykusu kaçardı. Nasıl çözmeli derdi. Dert çekerdi içten içe.
Ilçeye yakın bir köye kız kardeşi evlenmişti. Gidip onlarla konuşmalıydı. Kabul ederseler büyük oğlunu onlara bırakırdı. Daha ilkokul üçüncü sınıfı yeni bitirmişti büyük oğlu. Sonbaharda dörde gidecekti. Pekiyi idi dersleri. Ne yapıp edip sonbaharda şehir okuluna yazdırmalıydı.
Kız kardeşi çok iyi bir insandı. Hatırnazdı. Hayır demezdi. Bunu biliyordu. Eniştesi de uyumluydu. Onada güveniyordu. Iyi okuyanları severdi.
Öğretmenin tavsiyesi vardi. Zihni amcanın hayali. Zeki ve çalışkan çocuklar. Bilinç altına işlenmişti mesajlar. Çocuk yaşta gurbet elde. Evinden uzak, aileden uzak, yabancı bir evde. Yeni aile, yeni okul, yeni öğretmen. Ferdane hala iyi olmasina rağmen, çocuk yaşta zordu yinede yabancı eller. Anne ocağı gibisi var mi? Içten içe hüzün ve acı çökerdi çocuk kalbine. Çalışkan ve zeki bir öğrenci olsan da, mutlu olabilir mısın bu yaşta böyle?
Derslerinden geri kalmadı, ama ne okula alıştı, ne de halasının evine. Yinede okudu, ilkokulu ilçede bitirdi. Ortaokulu ve liseyi imkansızlıklar içinde tamamladı Şavşat ilçesinde.
1977’de liseyi bitirdi. Ankara Eğitim Fakültesine kaydını yaptırdı önce. Iki yıl sonra tekrar sınava girerek 1980 yılında KTÜ Orman Fakültesine geçti. Yaşamın bütün acılı zorluklarını yaşadı. Babasının hayalini gerçek kıldı.
1984 yılında üniversiteyi bitirerek hayata atıldı.
Artvin Yusufeli ilçesinde çok iyi bir Orman Işleme Şefi oldu. Bu ilçeye çok büyük hizmetler yaptı. Halka yakın, halkın içinde. Bir gönül insanı oldu. Insancil değerleri gönüllere dokundu. Köylülerin ruhuna işledi sevgisi. Içtendi, sıcaktı gözleri. Duru ve güven doluydu sözleri.
Halkın yaşamını kolaylastirmada etkin ve etkili çalışmalar yaptı. Özverili idi yaklaşımı. Zamanını ve emeğini vermede asla cimri olmadı. Işını severek yaptı hep, yüreğini ortaya koydu yıllarca. Hizmet etti halkına. Fedakârca ve dürüste çalıştı. Çalışanlarını sevdi, halkını sevdi. Sekiz yıldan sonra Bursa ‘ya tayin istedi.
Bursa Yenişehir’ de Orman Işleme Şefliğine geldi. Burda da aynı gayretli çalışmaları sürdürdü. Zaman içinde Müdür yardımcısı oldu, Orman Işletme Müdürü oldu.
Kastamonu Azdavay ve Bozkurt ilçelerinde uzun süre Müdürlük yaptı.
Her iki ilçede de kendisini ziyaret ettim.
Aynı zamanda meslektaş olduğumuz için; bu kapsamda gözlemlerde bulundum.
Sayın Mikail Dursun; Orman Işletme Şefliğinin ve Orman Işletme Müdürlüğünün hep hakkını verdi.
Bazı yazılar zordur. Bu yazıda en zorlandığım yazılardan biridir. Uzun süre düşündüm, yazıp yazmamayı içimde yoğurup durdum. Bir ara kendisinden izin almak istedim. Ama söyleseydim, kabul ermezdi. Oysa bu özveri, bu yürek, bu mesleki aşk ve hizmet, Ormancılık tarihinde kayda geçmeliydi.
Böyle nice meslektaşlarımız var. Fedakârca, gönülden hizmet verdiler. Dürüstçe, teşkilâtın özverili gece -gündüz neferi oldular.
Rahmetli eski Bursa Orman Bölge Müdürü Fuat ERDEM bunlardan biriydi. Işığı geride kaldı. Sağlığında hakkında güzel bir söz yazılmadı.
Şimdi Orman Teşkilatının bu yüce gönüllü güzel insanı Mikail DURSUN yaklaşık bir yıl önce emekli oldu. Arkasında bıraktığı izler ve hizmetler çok değerli ve anlamlıdır. Zamanında yazılmalı ve söylenmelidir.
Kardeşi olmama rağmen tarafsız ve nesnel, gerçekçi ve dürüstçe bu cümleleri kurmam benim için, kendime verdiğim bir görevdir.
Âdil ve hakkaniyetli bir idareci oldu hep Orman Işletme Müdürü Mikail DURSUN. Çalışanlarını severdi. Dürüst çalışanlarını çok daha severdi.
Işinde rol yapmazdı. Gerçekci idi. Işlerin tekniğine uygun ve güzel olması için bütün şartları zorlardı. Yaratıcı düşünceleri vardı.
Ormanların iyileştirilmesi konusundaki fedakârca gayretli çalışmaları yanında; Işletme Müdürlüğü bina ve bahçelerini de çok güzel bir hale getirdi.
Azdavay ve Bozkurt Isletme Müdürlüğü binalarını görünce bayıldım. Binalarin girişini sanatsal bir şaheser haline getirmişti. Kurumlarını harika bir eser haline dönüştürmüştü.
Çalışanların hizmet kalitesini ve motivasyonlu çalışma anlayışlarını yükseltmekten yanaydı hep.
Işletmenin bahçelerini biyoçeşitlilik ve yabani hayvan çeşitliliği açısından da tam bir cennet bahçeleri gibi görmüştüm. Bir arboretum gibi, doğanın bütün güzelliklerini görme olanağı vardı bahçede.
Şimdi emekli. Vicdani huzur içinde. Işını iyi yapmanın gururunu yaşıyor yüreğinde.
Zaman zaman güzelim ülkemizin güzelim insanlarına engin bilgi ve deneyim ışığını yansıtmaya devam ediyor. Halkının yararına uyarı görevini yapıyor. Tarihsel insanı sorumluluğu taa yüreğinin derinliğinde hissediyor.
Vicdani ve çıkarsız güzel evreninden yıldızlar parlamaya devam ediyor.
Uzun ve sağlıklı güzel ömürler diliyorum. Arkanda çok değerli hizmetler bıraktın. Işığın ve izlerin bir yıldız misali, genç Orman Mühendislerine örnek olarak yansıyacaktir sonsuzca.
Huzuru, mutluluğu, emekliliği, onuru en iyi hak edenlerdensin.
Helal olsun.
11.05.2022
Özgen DURSUN
Orman Yük. Mühendisi
