1991 yılı. Dağlarda henuz kar kalkmamış. Çayırında otlar yeşermemiş. Ilkbaharinda bir bayram sabahı, cami çıkışı.
Bir dağın arka yüzü. Daha yüksek öteki dağın eteğinde sadece iki mahalle. Ikisi de birbirinden uzak. Ortada bir mahalle okulu. Bitişiğinde minaresiz küçük bir cami. Zeki Sahin’ in makinesinden çıkan bir fotoğraf gününüze kadar ulaşmış.
Yeşilvadi’ye elektirikler 1985 yilinda geldi. Ama doğru dürüst bir yolu bile yoktu. Patika gibi bir yolda sadece bir traktör gezerdi Sayım Aksakal’in. Koyunu kuzusu boldu. Yukari mahallenin ağası gibiydi. Imrendirirdi komsularini, çünkü römorkla taşırdı, otunu sapını. Traktöre bağlı patosla döverdi harmanlarını.
Aşağı mahallede Ali Şahin vardı. Bir süvari gibi binerdi ata. Yakışırdı at üstüne. Havası da vardi, renkli kişiliği de. Çok güzel atabarı oynardı, diğer oyunlari da. Düğünlerde ağır barla başlatırdi oyunu. Bar başına geçerdi, herkes elinden tutmak isterdi. Çocuklar sıralanirdi en geriden, yavaşça.
Çocukları da severdi. Iyi bir iletişimciydi. Ileri gelendi her iki mahallede ve köyde. Yakışıklıydı. Koyunu kuzusu boldu. En iyi köpek besleyendi. Işini sevgiyle yapandı. Öküze ve atlara nallarini en iyi çakandi. Çok iyi taninirdi civar köylerde.
Yüksek dağlara doğru iki ev yol kenarına aralıklı sıralanmıştı. Alt tarafindakinde bir hane reisi daha vardı. Nuri usta derlerdi adına. Bir filozof gibi duruşu ve bilgisi vardı. Okumamıştı ama cok zekiydi. Pratik zekası vardi; nüktedendi sözleri. Elinden her iş gelirdi.
Traktöre bağlı patostan önce öküz arabasına bağlı motorla döverdi harmani. Bes ortak bir motor almıştı. Mazotla çalışan motoru söküp takardı. Arızasını da kendi yapardı. Bir yerden bir yere öküzle taşırlardı. Iki tekerlekli öküz arabası üstüne yerlestirip sabitlemişlerdi. Uzun süre ortaklari ile böyle dövdüler harmanlari. Öküzle döven Zihni ustanın işini bile gördüler. Böylece güze kalmadı samanı, sapları.
Süt makinesi, radyo tamir ederdi. Sıfırdan tabanca yapacak becerisi bile vardı. Herkes kapisina giderdi. Yüzlerce insanın olmadık zor işini yaptı rahmetli Nuri Şahin. Huzurludur ruhu. Işığını aldı da gitti.
Daha niceleri var fotoğrafta. Yürekleri güzel mi güzel. Sıralanmışlar yan yana, bir bayram sabahında.

Gaz lambası eşliğinde kışın kilim, hâli örerdi kadınları. Yazın tırmık çeker tarlada, şaşortlari yaylada hayvan peşinde.
Tırpan çekerler erkekler, eker biçer toprakla haşir neşir olurlar. Nasirlasir elleri. Çocukları gönderirler kuzu koyun peşine. Dağdan dağa seyirtirler, körpecik bacaklarıyla. Bazen yağmur yagar, bazen dolu, geçer ıslaklık tenlerine.
Bu okulda tere yağının yerini bir gün vita yağı aldı. Süt tozundan sütlerini içtiler öğrenciler. Siyah arpa buğda yerine, beyaz undan pişti bişiler. Gün geldi savruldular güzelim memleketin her bir köşesine.
Bir bayram sabahı iç içe. Gönülleri ortak, hayalleri ortak, umutları ortak. Bir objektifin önünde dizi dizi. Özlemle alınıyor şimdi ve seviliyorlar hepsi.
Simdi gençleri olgunlastilar. Soluk alıyorlar bir başka yerde. Elektrik bu mahalleye 1985 yılında geldi ama, bu sefer insanları gitti.
Hepsi bir başka yerde. Pandemide bir araya gelip bayramlasamiyorlar. Gözlerini göremiyorlar birbirlerinin, buğusu yüreklerinde. Akiyor göz yaşları içine.
Bu fotoğrafta olan veya olmayan, yaşamda soluk alanlar. Umutlanin yarına… O mahalle orda… Herkes birbirinin yüreğinde.

Bir Bayram Sabahı daha geliyor. Selam gönderin, güzel yüreklerinizle. Uzaktan bayramlasin. Sevdiginizi söyleyin. Açın telefonu bir merhaba deyin. Telefonla bayramlasin.
Sevgi gonderin yürekten yüreğe… Yaşam aksin daha güzellerine…
11.05.2021
Özgen DURSUN
Bursa