HAYATIN FAYDALI TARAFINDA KALAN ÇOCUK

2000 yılı karne tatilinde Bursa- Mustafakemalpaşa Atatürk ilköğretim okulunda ikinci sınıfta okuyan oğlumun öğretmeni başka bir yere durduk yere tayin edilince, tepki göstererek oğlumu bu okuldan aldım.

Hasan Basri bey çok iyi bir öğretmendi. Oğlum da çok severdi. Öğrencilerle diyalogu çok iyi idi. Oğlumun birinci sınıfa alışması çok kolay olmuştu. Okulunu ve öğretmenini çok sevmişti. Nedeni ne olursa olsun, yarı dönemde sevilen bir öğretmen başka bir okula tayin edilip, gönderilmemeliydi.

Artık; minibüsle gidilen, eğitim ve öğretimde başarılı bir şekilde adını duyuran 14 Eylül Ilköğretim okulunu düşünüyordum. Üstelik çok iyi bir okul müdürü de vardı.

Ama benim için öncelik okulun başarısı değildi.

Öğretmenin öğrenci ile diyaloğu ve iletişim tarzıydı. Bunun için bir hafta değişik zamanlarda okulu ziyaret ettim. Seçeceğim öğretmen hakkında fikir sahibi olmak istedim. Bunun için ikinci sınıfların öğrencilerini, öğretmenleri ile birlikte gözlemlemek ve kesin kanaat oluşturmak istedim.

Uygun anlar yakalayıp, sınıflara kadar girerek çocukların sınıftaki coşkusunu ve mutluluklarıni gözlemledim.

Disarda beden eğitimi derslerinde öğretmenlerin çocuklar ile iletişimini izledim.

Bir öğretmenin öğrenciler ile iletişimini beğenerek kararımı verdim. Ego’su olmayan, çocuklara karşı davranışları sıcak ve sevecen, gülümseyen yüzü, mütevazı ve insancıl yüregi olan bir öğretmeni tercih ederek sınıfına yazdırdım. TC Irfan Ergun öğretmenim emeğin ve yaptıkların için yürekten şükran duygularımla, teşekkürlerimi sunuyorum.

Hasan Basri ve Irfan Ergün öğretmenlerin ikisine de sağlık ve uzun ömürler diliyorum. Oğlum, Irfan öğretmeni de çok sevdi.

Okulda eğitim ve öğretimi sırasında en çok değer verdiğim konulardan biri de, çocuk okulda mutlu mu? Arkadaşları var mi? Arkadaşları ile iletişimi nasıl? Bunun için zaman zaman habersiz gider, gözlemlerdim.

Yıllar sonra, 2022 ‘de ünlü psikolog Alfred Adler’in bireysel psikolojisi ile tanışınca bunlar aklıma geldi.

Bireysel psikolojinin mimarlarından olan Adler “sosyal ilgi eksikliği çocukları hayatın faydasız tarafına atar. 4- 5 yaşlarında ilk kişilikleri ortaya çıkan çocukların cezalandırma ve öğüt verme ile kişiliklerine olumlu katkı yapılamaz”, diyor.

Bakınız çocukların yetişmeleri ile ilgili neler söylüyor:

-Evde ve okulda; eğitim bireyin kişiliğini ortaya çıkarma ve yönlendirme girişimidir.

– Yaşamın bütün sorunlarının temeli sosyal sorunlardır.

– Genellikle anne ve babalar çocuklarının psikolojik ve eğitim sorunları ile ilgilenmezler. Çocuklarını şımartırlar.

-Şımartıldığı için evde iyi bir davranış sergileyen çocuk, ailesi ile temasını kaybettiği anda, aşağılık kompleksini açığa vurur ve okulda kötü bir öğrenci olur. Arkadaşları ile kavgacı olur. Sonra evde annesinden nefret duygusuna kadar varır.

– Bireysel psikolojinin yöntemleri hakkında bilgi sahibi olan bir öğretmen çocuğun ilk kişilik örneğinin farkına varır. Bir çocuğun arkadaşlarının yanına gidip gitmediğini ya da dikkat çekerek ilgi odağı olmaya çalışıp çalışmadığını görür.

-Kendini psikoloji alanında iyi eğitmiş bir öğretmen bir çocuğun ilk kişilik örneğindeki hataları okulun ilk haftasında fark edebilir.

– Okullar ailenin bir kolu sayılır; orada çocuğun karakteri büyük ölçüde şekillenir ve yaşamın sorunlarıyla yüzleşmeyi öğrenir.

– Okulun asıl amacı, bireye bir kişilik kazandırmaktır.

1997 yılından itibaren hafta sonları pazar günü çocuklarımla dışarda dört- beş saat zaman geçirmeyi tercih ederdim. Oğlum 5 , kızım 8 yaşlarında iken birlikte ilçe içinden akan Kocaçay deresinin kenarındaki kırsal alana gider, toprak yamaçlara tırmanırdık.

Yamaçta geri geri kayardı ayaklarımız. Yamacın tepesine varınca coşku ve sevinç çığlıkları kopardı. Defalarca tekrarlanırdi bu heyecan. Zaman nasıl da akar giderdi. Kocaçay’dan daha hızlı idi akan zaman.

Şehir içinde yoldan karşıdan karşıya geçmek bir eğitim gibi olurdu.

Ilerde kötü alışkanlıklara karşı şimdiden bilinçaltlarına mesajlar verilirdi. O yaşlarda öğrendiler durakları, geçişleri… Bir dükkana girip, verilen harçlığı özgürce harcamayı, alışveriş yapmayı…

Sonra oğlum ikinci sınıfa gidince, trafikte akan yolu karşıdan karşıya geçip minibüse binerdi. Okuluna tek başına giderdi. Zorluklara karşı çözüm yolları geliştirdi , sorumluluklar üstlendi. O çarşı yürüyüşleri okulunu değiştirmede büyük bir kolaylık sağlamıştı. Sekiz yaşındaki çocuğun özgüveni ile yalnız başına okuluna gidip gelmişti.

Daha sonra liseyi Izmir’de okumanın kapısı da rahat açılmıştı. Sevgili oğlum Çağla Aytaç Dursun ilk yurtdışına çıkışında bile bu yaşanmışlıklardan öğrenilmiş tecrübenin birikimi vardı.

Adler psikolojisi yaşamın içinden yaşanarak öğrenilmişti.

07.11.2022

Özgen DURSUN

Yararlanılan kaynak

Yaşama Sanatı.

Psikoloji Işığında, Yaşama Yeni Bir Bakış

Alfred ADLER