106 yıl önce ülkemiz için bir tarih yazılıyordu. Üç seçenek vardı:
1- Parçalanma, yok olma, Anadolu’ dan kovulma.
2- Amerikan mandacılığı, himaye altına girme.
3- Tam Bağımsız bir devlet, sonrası Cumhuriyet.
Mustafa Kemal sayesinde üçüncü yol seçildi. Çünkü halkın önünde dünyada en önde gelen komutanlarından biri vardı.
Ulusun başında, 38 yaşlarında büyük bir stratejik dehaydı. Öngörüsü Büyük İskender’den de büyüktü. Fetihler değildi hayali, tam bağımsızlık uğruna özgürlüktü kanındaki cevheri.
Yurt sevgisi ile çıkıyordu yollara.Tarih 19 Mayıs 1919’u gösteriyordu. Bandirma vapuru Samsun ‘da.

Şahsi çıkarlar ve saltanatlar uğruna bir ulus yok olurken, sadece yüreğinde vatan sevgisi vardı.
Halkı için ölüm dahil her türlü fedakarlığı göze alan Mustafa Kemal ve arkadaşları kurtuluş icin yollardaydı.
Bir güneş doğdu, umut için bir yıldız gibi parladı, Samsun’ dan.

1919’dan sonra, 19 yıl daha her gün parlayacaktı. 1938′ de düşsede toprağa, ışığı ülkemizde ve tüm dünyada insanlık yararına parlamaya devam edecekti. Kısacık yaşamında bir kurtuluş hikayesi yazdı tarih sayfasına.

Mazisini gençliğe emanet etti de, gitti.
xxx
Hıfzı Veldet Velidedeoğlu tarafından sadeleştirilerek basılmış Atatürk’ün Söylev’i duygu dolu okuma tadı veriyor insana.
Atatürk; aynı bedeller ödenmesin, bellekler hep tazelensin, yakın tarih çok iyi bilinsin diye kayda geçiriyor yaşananları tarihe.

Her yönden düşman işgallerine uğramış bir vatanın kurtuluşu, Cumhuriyet’in kuruluşu, bağımsız ulusal bir devletin dünya milletleri arasında yerini alışı; özgün, özgür bir şekilde tarih sahnesine çıkmasının hikayesini yazıyordu.

xxxx
Velidedeoğlu Söylev’in giriş bölümünde şöyle diyor:
“Atatürk’ün Söylev’ini, ömründe bir kez bile okumamış- sözde aydın ve milliyetçi- kişilere çok rastladım. Ne yazık ki bunların arasında “öğretmen” ve “öğretim müfettişi” kimliğini taşıyanlar bile vardı!

Mustafa Kemal Paşa, genel durum hakkında ulusu uyarmak için 28 Mayıs 1919 günü yaptığı bir bildirimde:
“Ulusal yaşamı ve bağımsızlığı boğan düşmanın yurda girmesi ve yurt parçalarını koparıp alması gibi olaylar, bütün ulusa kan ağlatmaktadır. Üzüntüler dindirilemiyor. Ulusun katlanamayacaği ve dayanamayacağı bu olayların hemen önlenmesi bütün uygar uluslar gibi ulusal gösterilerle karşı konulması, sonucun bildirilmesi”, diyordu.

Mustafa Kemal, verdiğim bu yönerge üzerine her yerde gösteri toplantıları yaplmaya başlandı, diyor. Bu gösterilerde halk <kahrolsun işgal> diye bağırıyor, buna Dahiliye Nazırı Damat Ferit Paşa: Hükumet’in şimdiki siyasasına uygun değildir, diye sesleniyor.
Mustafa Kemal ise bu yaklaşıma; ” İşgal güçlerini konuk olarak gören bir düşünceye sahiptiler” diyor.

2 Haziran 1919′ da Harbiye Nazırlığına aşağıdaki bildirimde bulunuyor.
“İzmir yöresinde görülegelen olayların ve benzerlerinin başgöstermesine karşı ne ulusun öfkesini ve iç acısını, ne de bundan doğan ulusal gösterileri engelleyip durdurmak için kendimde ve hiç kimsede hiçbir güç göremeyeceğim gibi bu yüzden ortaya çıkacak olayların karşısında da sorumluluk yüklenebilecek ne komutan, ne sivil yönetici, ne de hükümet düşünürüm.”

Söylev’de Mustafa Kemal soruyor:
●Hükumet, düşmanların yurdumuza girişini kötü görmeyen bir siyasa mi güdüyordu?
●Yoksa: <Kahrolsun işgal!> denildikce, yurdun düşman eline daha çok geçmesine mi yol açılacaktı?
●Düşmanın yurda giriş ve saldırıları karşısında ulusun durup susması, bundan üzülmüş görünmemesi mi akla ve siyasaya uygundu?
●Böyle yanlış ve bilinçsiz bir düşünce, batiş ve dağıliş uçurumuna dek tekmelenmiş bir devleti kurtarabilecek siyasa temel olabilir miydi?
Özetle; “Adalet dilenmek ve acındırmak gibi bir ilke yoktur. Türk ulusu, Türkiye’nin yarınki çocukları, bunu bir an uslarından çıkarmamalıdırlar.”
Bu soruları soran ve böyle bir tavsiyede bulunan bir büyük komutan, harap düşmüş bir vatanı düşman elinden kurtararak yeni bir Türkiye Cumhuriyeti kurdu.
Vatan sana minnettardır Mustafa Kemal Paşa!

İsmini duyunca bütün gözler buğulansa yeridir.
xxxx
19 Mayıs Atatürk’ü anma, gençlik ve spor bayramı kutlu olsun ulusa….
19.05.2025
Özgen Dursun
