Bugün Cumhuriyet gazetesinin ikinci sayfasında yazısının başlığını böyle başlatıyor Ahmet Arpad.
İsviçre’nin Saint Moritz adındaki tatil şehrini anlatıyor.
Yazısında: ” St. Moritz bembeyaz, güneşte ışıldiyor pırıl pırıl. Gölde buz pateni yapanlar, “Palece Hotel” in yeşil kulesi, damları kar dolu evler gittikçe küçülüyor. Dağ treni zirveye yaklaştıkça aşağıdaki karlar dünyası gözden kayboluyor” diyor. Sekiz insana kayak kursu veren Heini hocadan bahsediyor.
Bu yazımı yazmamın nedeni Sayin Arpad’la dün benzer duyguları yaşamamdır.
Yalnızca dağ treni ile çıkmadım Uludağ’ a. Kızımla birlikte Bursa- Tophane’den dolmuş şeklinde çalışan bir minibüsle gittik. Minibüs dolunca kalkıyor, bazen yarım saat, bazen daha çok bekliyorsun. İki kişi 200 tl verdik. Yaklaşık 45 dakika kadar sürüyor.
Aslında doğayı ve çevreyi koruyucu bir anlayışla Uludağ’ a da dağ treni ne kadar çok yakışır.
“Uludağ Alan Başkanlığı Yönetimi” umuyorum Uludağ’ in ekosistemini ve doğal yapısını, endemik bitki örtüsünü ve yaban hayatını koruyucu önlemleri özünde saklı tutarak; insanın beden ve ruh sağlığını artıran kış sporlarına öncelik verir. Bu düşünceyle kış ve yaz turizmini canlı tutar.
St. Moritz dünyanın en eski kış sporları merkezlerinden biri. Senede 322 gün güneş alması ile ünlü. Muhteşem Alp manzarasına sahip. Bence Uludağ ‘ in güneşi ordan daha ünlüdür. Ama o kadar bilinmiyor..
Tabi kaymak için Alp’lerin bu eteklerine gitmek muhteşem olurdu, ama bunun için ne olanak var ne de para. Bir Türk vatandaşı olarak yurtdışında kayak sporu yapmak bu ülkenin %90 vatandaşı için hayalden başka öteye geçemez.
Bursa’ da yaşayanler için bile Uludağ’ a günübirlik gidip gelmek oldukça lüks. Hele tatil ve kayak sporunu eklersen olanaksız gibi.
Sanırım ekonomik nedenlerden dolayı geçen yıla göre bu yıl fiyatları çok fazla yükseltmemişler.
Her bir kalem ayrı bir ücrete tabi. Kayaklar, batonlar, mont, pantolun, bere, gözlük, kask oldukca yekün bir mevla tutuyor. Hele bir de bu kıyafetlerden hiçbiri yoksa sende, cebinde para bırakmıyor.
Bütün bu hazırlıkları yaptiktan sonra birde ayrıca telesiyejle tepeye çıkış için bir kart alacaksın. Kayma isteğine ve cebinde kalan parana göre ister tek sefer, ister 10; ya da üç saatlik, günlük ve daha fazla günleri kapsayan çıkış kartını koyacaksın cebine.
Uludağ yurdumuzun en eski kış sporlarının yapıldığı en güzel dağlarındandır.
Uludağ aynı zamanda Atatürk’un ilk meclisinde en genç katip olan ve daha sonra hukuk fakültesini bitiren Ordinaryus Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu’nun yaz aylarını geçirdiği dağlardır.
Yazın üç ay kadar kalarak kitaplarını bu dağlarda yazmış. Orman Mühendislerinden kitaplarında ve yazılarında hep övgüyle bahsederdi.
Uludağ’in doğal yapısını koruyan, gece- gündüz mesai mefhumu gözetmeden çalışan, işini, mesleğini, ülkesini seven Orman Mühendislerini gururla anlatırdı.
Ilk kaymayı 2016 yılında öğrendim. Ondan sonra kayak sporu en çok sevdiğim ve heyecan duyduğum spor dallarından oldu.
Ama çok üzgünüm ki, bu yıl sadece bir kez ancak gidebildim. O da kızıma eşlik etmek için….![]()
Mart ayının ortasına gelmemize rağmen, kar henüz lapa lapa değildi. Toprak henüz yüzeye çıkmamıştı. Yüzeyde taze yağan kar vardı. Çok güzel bir kayak gününde bütçemizi sadece üç saate bağladık:)
Kaykay teşekkürler.
Hizmet kaliteniz yüksek, çalışanlarınız güleryüzlu, tesisleriniz pırıl pırıl. Gelenlerin mutlu olması, hizmetten en yüksek verimi almaları için, herkes işini çok iyi yapıyordu.
Bizde memnuniyetle güleryüzle döndük aynı yere:)
17.03.2024
Özgen Dursun
